Kaydet
a- | +A

Kastamonu''dan mail geçen okurumuzun hatırasını yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz...

Birbirini seven iki gençten İzzet de Ulviye de aileleri tarafından zorla bir başkasıyla evlendirilmek istenir. İzzet evlenir bir de çocuğu olur ama bu zoraki evliliğe dayanamayıp yuvayı yıkar. Ulviye de böyle zoraki bir evlilik hazırlığı içindeyken İzzet''e haber gönderir. Birlikte kaçmaya karar verirler. Herşey yolunda derken, Ulviye''nin ablasının küçük kızı bütün planları alt üst etmeyi başarır... "Bu fettan kız, genç sevgilileri polise yakalattırmayı başarmıştı. Dolayısıyla bu plan da gerçekleşmedi. Çaresiz Ulviye, sevdiğinin elinden bir gül gibi kopartılarak hiç sevmediği biriyle zorla evlendirildi. Ayrılacakları en son anda demişti ki İzzet: "-Kaç yaşında olursan ol, bana ihtiyacın olduğu zaman ara" Ona süresiz açık çek vermişti. Genç kız istemediği bu evliliği zoraki de olsa sürdürdü yıllar boyu... Üstelik bu evlilikten onun da bir erkek çocuğu olmuştu. İzzet, "Kader" diyerek işine gücüne sarılmaya başladıysa da sevgilisini bir türlü unutamamıştı. Aslında Ulviye unutmuş muydu? Genç kız, girdiği bunalım sonrasında düşüne düşüne hasta oldu. Doktor doktor gezmeye başladı. Derdine derman bulunamıyordu.

Vuslata ermeyen sevdanın üzerinden koskoca 10 yıl geçmişti. Genç kadının hastalığı da ciddiydi. Kafasında dinmek bilmeyen ağrılar, alt üst olan sinir sistemi dolayısıyla beline de vurarak artık çekilmez duruma gelmişti. İzzet, aslında sevgilisinin ne durumda olduğunu çok merak ediyordu. Hatta ona telefon edip konuşmak istiyordu. Fakat aile ortamını bozmamak için onun zarar görmemesi için yüreğine taş basarak katlanmak zorunda kalıyordu.

Ne var ki Ulviye, yıllardır sesini duymadığı canından çok sevdiği İzzet''in telefonunu bir şekilde bulup çevirdi numarayı. İşte yıllar önce uğrunda ölebileceği genç karşısındaydı. Saatlerce süren duygu dolu konuşmalar, göz yaşları, sitemler döküldü dillerinden. Ulviye durumunu anlattı. Gitmediği doktor kalmadığını söyledi. "İzzet yardımına ihtiyacım var lütfen yardım et bana" dedi.

İzzet hiç beklemeden kalktı gitti. İstanbul''da buluştular... Ağlaştılar, ağlaştılar... Birbirlerine hallerini anlattılar. Bu gizli buluşma uzadıkça uzadı.

İzzet, yakın arkadaşlarının yardımıyla İstanbul''da psikiyatri alanında uzman bir profesörün adresini alıp götürdü canından çok sevdiği Ulviye''yi. Ne çare ki doktor: "-Bu hastalık öldürmez, süründürür" diyordu. Bakırköy''de yatan insanların birçoğunun böyle olduğunu söyleyip ilave etti: "-Galiba kara sevda bu olsa gerek" Tam 13 ay süren tedavi sürecinde, iki eski sevgili eskiden olduğu gibi yine beraberdi. Ama genç kadın, çocuğunu terk edip de, canından çok sevdiğine gelemiyordu bir türlü. Çünkü o artık anneydi. Ne olursa olsun bir anne. İzzet ise her şartı kabul ederek onunla evlenmek istiyordu. Çünkü onun için bu dünyada var olan tek insan sevdiğiydi. İzzet, tam bir yıl boyunca sevdiğinin uğruna yüzmilyonlarca liralık telefon faturaları ödedi. Biraz geç de olsa Ulviye de artık istiyordu İzzet ile evlenmeyi. Ama bir türlü başaramadılar. İçerde kopan fırtınaları şöyle yürekli bir şekilde kendilerinden gayri olanlara söyleyemediler. Hele Ulviye içindeki duyguları kocasına asla söyleyemiyordu. Ah kocası onun halinden anlasa? Ama onda da yok böyle bir anlayış... Yıl 2000 ve iki insan birbirine yan yana olmasına rağmen hasret! Ulviye''nin tedavisi artık bitme noktasına geldi. Ulviye sevgilisinin koltuk değneği misali desteği ile biraz iyileşmişti. Ne var ki bu kez de İzzet düşüne düşüne hastalanmıştı. Aynı rahatsızlıklar onda da baş göstermişti. Bir fark var ki İzzet halini Ulviye''ye sezdirmemeye çalışıyordu. Doktora gitti çeşitli ilaçlar aldı. Ama çaresine derman bulamadı. Saatlerce süren telefon görüşmelerinde birbirlerinin gözyaşlarını silemediler. Hep hayallerle yaşamaya ve kara sevdalarını hayallerde yaşatmaya devam ettiler. İzzet pes etmiyordu. Sevgilisini de daima güçlü olması konusunda uyarıyordu. Genç kadının aile problemleri yok muydu? Tabii ki vardı. Eşiyle ayrı odalarda yatıyorlardı. Eşini istemiyordu. Yani bu evliliğe sadece çocuğu için katlanıyordu. Eğer buna evlilik denirse... İki genç de toplumsal değerlere saygı duyan inanan insanlardı. Birbirlerine tertemiz duygularla bağlıydılar. İkisinin de doğru dürüst aile yaşantıları yoktu. Nihayet, eşlerinden ayrılıp evlenmeye karar verdiler... Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR