Kaydet
a- | +A

"Öncelikle gazetenizde okuyucularınızla ilgili böyle bir hatıra köşesi ayırdığınız için teşekkürler... Adımı vermek istemiyorum... Çünkü eğer uygun görür de yazımı yayınlar, beni tanıyan insanlar da bu yazıyı okursa bana acıyarak bakar. Böyle olmasını istemiyorum... Başıma çok geldiği için bu duyguyu çok iyi biliyorum.

Ben 19 yaşında lise mezunu bir bayanım... Aslında son zamanlarda insanlarla konuşmayı sevmez oldum. Ama kendimi bir an için bunları anlatmak zorunda hissettim. Bundan yaklaşık, beş sene kadar önce annem grip olduğunu söyleyip doktora gitti... Doktorlar sürekli "Üşütmüşsün" diyorlardı. Bir iki derken, annem birgün yataktan kalkamayacak duruma geldi... Sonunda babamla birlikte özel bir doktora gittiler: Doktor, acilen hastaneye yatması gerektiğini kan rahatsızlığı olduğunu söylemiş... Canım annemi iki gün geçmeden hastaneye yatırdılar... Durumu gittikçe kötüye gidiyordu. Biz ise, rahatsızlığını anlamaya çalışıyorduk... Annem hastaneye yatalı dört ay olmuş, okullar kapanmış, tatil zamanı gelmiş ve bizi halamın yanına göndermeye karar vermişlerdi... Bir gün kuzenimin bir konuşmasına kulak misafiri oldum. Kızlar bilmiyor ama yengem kan kanseri olmuş diyordu. "Kan kanseri..." Bu kelime bana o kadar yabancıydı ki... Anlamını bilmiyordum, ama içimden bir his, bunun kötü bir hastalık olduğunu söylüyordu. Halama gidip ne demek olduğunu sordum, halam beni en az annem kadar sevdiği için anlattı. 13 yaşlarındaki bir çocuğun bunu nasıl karşılayacağını tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde!

Sanki her şey üstüme geliyor, dünya çok hızlı dönüyordu. Çocuk aklımla isyan ettim; annem bunları hak etmiyordu bana göre. Çünkü annem anlayışlı, sevecen... Söyleyecek bir şey bulamıyorum onun için. Çünkü onu anlatamam, o eşi bulunmaz bir insandı... Tatil bitti evimize döndük. Evde beni çok büyük sorumluluklar bekliyordu. Okulum, alışverişler, evin temizliği, yemek, en önemlisi kardeşime annelik yapmam. Annemin yokluğunu aratmamam... Daha da korkuncu, annemin hastalanmasında beni suçlayan bir babaannem... Bunların hepsi bir araya gelince, içinden çıkılmaz bir durum oluyordu. Annem hastanede bizim için ölüme karşı savaşıyor ve bir yandan da ilik arayışı sürüyordu. Annemin yüzdesi çok az olan bir yaşama ihtimali için ilik bulunması gerekiyordu. Sonunda teyzemin iliği tuttu ve ameliyat günü yaklaşmaya başladı. Büyük bir korkuyla o günü bekliyorduk.

Sonunda ameliyat günü geldi çattı. Başında tek bir tel saç kalmamıştı. Ama yine de annem benim için dünyadaki en güzel kadındı.

Evet annem sözünü tuttu... Şu anda hayatta, yanımızda... Ve bu teyzem, babam, anneannem ve babaannemin duaları, kardeşim ve benim her gece ağlayarak Allah''a yalvarmamız, dayılarım ve en önemlisi anneme hep destek olup ona moral veren doktoru Teoman hoca sayesinde oldu... Canım babam anneciğimi bir dakika yalnız bırakmadı... Annem için dua eden herkese teşekkürler... Benim söylemek istediğim annem hastalanmadan önce çevresinde arkadaştan bol hiçbir şey yoktu. Ama annem hastaneye yattıktan sonra onu bir kez arama zahmetinde bulunmayanlara diyorum ki: "Sizi dost yerine koyan bu kadın bunları haketti mi?" İnsanları tanımak için tüm benliğinizi verin, ama tüm sevginizi asla... Çünkü insanları tanıdıkça onlar için harcadığınız sevgiye acırsınız... Şimdi ben annem adına, onlar için çırpındığı sürekli yanlarında olduğu zamana acıyorum... Sakın unutmayın size kendinizden başka hiç kimse yakın olamaz. Hayatta kimseye güvenmeden, kendi ayaklarınızın üstünde durmayı öğrenin... Bu kadar zorluk karşısında biz bile ayakta durduğumuza göre siz çok daha iyisini becerirsiniz... Ve annelerinizi sakın üzmeyin... Onlar hepimiz için dünyada eşi bulunmayan insanlar...

ÖNE ÇIKANLAR