“Eğitim sadece bilgi aktarımı olsaydı, insanı rahatlıkla makinelere emanet edebilirdik...”
Hatırama bugün de devam ediyorum...
Sınıfta ders devam ediyordu... O kalabalık sınıfta benim içimde her şey durmuştu. Annem ölmüştü benim... Artık annemsizdi dünya...
Ah hocam... Beni o hâlimde gördü... Yanıma gelip oturmadı, dersi de kesmedi. Sınıfın düzenini de bozmadı. İkaz da etmedi... Sınıfta durumumu bilen tek kişi oydu. O gün o derse kayıtsızlığımı ve hâlimi saygısızlık olarak görmedi... Çünkü o an derse değil hayata tutunmaya çalıştığımı bir öğretmen bir eğitimci ruhuyla fark etmişti...
Beni ağaçların altında da gördü. Kitabımı yastık yapıp bankın üzerinde uyuduğumu da... Tembelliği değil, yorgunluğu değil; kalbimdeki hüzün hâlini görüyordu. Belki dersten geçmeyi hak etmiyordum. Ama o canım öğretmenim, sadece beni geçirmek için bana ayrıcalık tanımadı. Benim için eklediği notu, adalet bozulmasın diye bütün sınıfa ekledi. İşte ben orada notu değil o adaleti gördüm. Kuralı değil, vicdanı gördüm...
Öğretmenlik bazen anlatmak değildir. Bazen susmaktır. Bazen görüp de ifşa etmemektir. Bazen bir öğrenciyi incitmeden korurken, adaleti de zedelememektir. O gün bana bir ders anlatılmadı belki ama hayatım boyunca unutamayacağım bir ölçü öğretildi.
Onun adı İbrahim’di. Ve ben hep şunu düşündüm: İsteseydi İsmail’i olur, başımı gönül rahatlığıyla hocamın önüne koyardım. Çünkü o, kalbime kıymadı...
Bugün teknoloji çok güçlü. Yapay zekâ bir yıllık müfredatı bir günde önümüze koyabiliyor; ders planı yazıyor, not hazırlıyor, ölçme ve değerlendirme yapıyor. Ama soruyorum kendime: Benim gözyaşımı fark edebilir miydi yapay zekâ? Ağaç altında uyuyan bir öğrencinin kalbindeki sessiz fırtınayı sezebilir miydi? Adaletle merhameti aynı anda taşıyabilir miydi?
Eğitim sadece bilgi aktarımı olsaydı, insanı gönül rahatlığıyla makinelere emanet edebilirdik. Ama maarif, vicdanla yapılan bir iştir. Bir öğretmenin asıl eseri yetiştirdiği insanın kalbidir; hakikat ise yaşanmadıkça tesir etmez.
Ben bugün hâlâ bazen o sıradayım... İçimde bir boşluk… ve uzaktan, sessizce kalbimi gören bir öğretmenin adaleti.
Eğer bir gün ben de bir öğrencinin kalbini görebilir, merhametle adaleti aynı yerde buluşturabilirsem; işte o zaman maarifin aynasında kendime bakabilirim. Çünkü öğretmenlik anlatmak değil, emanet taşımaktır. Bazı dersler vardır ki sadece vicdanla geçilir.
Ahmet Özdemir-Gaziantep

