Kaydet
a- | +A

“Bir gün, Abdullah Amca'nın o emektar aracı Bandırma'dan dönerken yolda kalıverdi...”

Manisa'nın Gördes ilçesine, Ege'nin mis gibi iyot kokusunu taşıyan bir rüzgârla birlikte, her pazartesi sabahı bir balıkçı gelirdi. Bu balıkçı, Sındırgılı Abdullah Amca'ydı. Yüzü güneşten kavruk, elleri ağ atmaktan nasırlı ama gözleri Marmara'nın bereketiyle ışıl ışıl parlayan, babacan bir adamdı. Onun gelişi, Gördes'in sakin pazartesi pazarını bir anda şenlendirir, bambaşka bir havaya bürürdü.

Abdullah Amca, haftanın yedi gününü, özellikle de pazar gecelerini, Bandırma limanında balık hallerini gezmekle geçirirdi. En tazesini, en irilerini, en lezzetlisini seçerdi Gördesli komşularına. Lüfer, palamut, çinekop istavrit, barbunya... Mevsimine göre çeşit çeşit balığı özenle kasalarına yerleştirir, buzlarla soğuk zinciri asla kırmadan, Gördes'e doğru yola çıkardı.

Bir gün, Abdullah Amca'nın o emektar aracı Bandırma'dan dönerken aniden yolda kalıverdi. Motoru öksürdü, hapşırdı ve sustu! Ne yapsa nafile, araç bir türlü çalışmadı. Tam da pazartesi pazarı arifesiydi. Abdullah Amca'nın aklı balıklarda, Gördes'teki müşterilerinde ve tabii ki o sadık kedilerdeydi. Neyse ki, yoldan geçen bir tanıdığı yardım etti ve aracı sanayiye çektiler. Usta "Amca, bu ömrünü tamamlamış, daha fazla gitmez" dedi.

Abdullah Amca, içten içe üzülse de işler aksamamalıydı. Hemen yeni bir araç arayışına girdi. İşte o zaman karşısına çıktı o: Kısa şasili, bembeyaz bir steyşın otomobil. Hem de sıfır kilometreydi. Abdullah Amca'nın gözleri parladı. Şimdi o araçla dar sokaklara rahatça girebilecek, az yakacak ve en önemlisi balıkları taptaze Gördes'e taşıyacaktı. Hemen aldı, içini özel olarak düzenletti; arkasına izoleli bir kasa yaptırdı, balıkların tazeliğini korumak için her türlü detayı düşündü. Yeni göz bebeği, onun için bir araçtan öte, umudun ve yeniliğin simgesiydi.

Araç Gördes'e geldiğinde büyük ilgi gördü. Çocuklar "Balıkçı amcanın yeni arabası ne güzel!" diye bağırırken, büyükler de Abdullah Amca'yı tebrik ediyordu. Ama bu aracın gelişiyle sadece Abdullah Amca değil, Gördes'in diğer sakinleri de hikâyeye dâhil oldu.

Sakine Teyze: Gördes'in en eski sakinlerinden, öte beri sohbeti pek seven, kalbi pamuk gibi olan Sakine Teyze, her pazartesi Abdullah Amca'nın kamyonetinin önüne ilk dikilenlerden biriydi. Aracı görünce şaşkınlığını gizleyemedi;

"Abdullah Evladım, bu ne böyle, gelin arabası gibi! Eskisi daha iyiydi, daha bir balıkçı arabasıydı" dese de aslında bu steyşının şıklığına imreniyordu. DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...