Kaydet
a- | +A

"Sedat kitabın hayırlı olsun. Birçok kitap çıkarmana inan çok sevindim. Ben Semra" dedi."

Sedat’ın yaşadıklarını anlatmaya devam ediyorum...

Dedim ki: “Buraya kadar tamam. Semra'nın seni terk ettiğini biliyorum. Sonra? Sonrası ne oldu dostum ben sonrasını merak ediyorum. Bir daha Semra'yı hiç görmedin mi? Hiç karşılaşmadınız mı?”

Gözleri dalıp gitti. Elindeki "Bir Şairin Ölüm Anı" adlı kitabını uzattı:

-Bundan birkaç yıl önce bu kitabımı çıkardım. Bir kitap fuarında bu kitabımın imza günüydü. Orta yaşlı bir hanım yanıma yaklaştı ve gözlerimin içine bakarak;

"Sedat kitabın hayırlı olsun. Birçok kitap çıkarmana inan çok sevindim. Ben Semra" dedi.

O an bir kez daha göz göze geldik. Semra'yı gözlerinden tanımıştım. Yoksa başka tanınacak hâli kalmamıştı. Renk vermeden cevapladım.

-Kusura bakmayın hanımefendi tanıyamadım. Semra isminde bir tanıdığım yok, benim...

Semra kıpkırmızı olmuştu. Ama yine en ufak bir tevazu emaresi yoktu. Karşımda bir kibir abidesi gibi durmaya devam ediyordu:

"Nasıl tanımazsın Sedat ben Semra. Uğruna şiirler yazdığın kız işte."

Hâlâ gururluydu, tepeden bakıyordu. Bu nasıl bir kibirdi? İsmine yazılı kitabı imzalayıp kendine uzatırken “Bir kez daha sizden özür dilerim hanımefendi” dedim. Semra adında tanıdığım uğruna şiirler yazdığım birisi yok. Benim tek bir sevdiğim kız vardı o da yıllar önce on yedisinde öldü, dedim.

Semra hatasını, kendisini kastettiğimi anlamış gibi başını iki yana salladıktan sonra cüzdanından çıkardığı biraz yüklüce parayı bana uzattı. Tabii ki almadım.

“Madem beni bir yerden tanıyorsunuz, ücret istemez hanımefendi. Kitap hediyemiz olsun..."

Semra bir kez daha mahcup oldu. Belki de hayatında böyle bir tavırla ilk kez karşılaşıyordu. Beklememişti benden böyle bir hamle geleceğini. Dağınık düşünceler içinde stanttan uzaklaşıp gitti...

-Eee sonra?

-Sonrası işte ben hâlâ bu hâldeyim. Kendisine imzalayıp verdiğim kitaptaki tüm şiirler ona sitem eden hasret kokan kahır dolu ve onu sevdiğimi anlatan şiirlerdi... Kitabı okuduğunda ona olan aşkımı, hatasını anlamıştır. Bu sefer o acı çekmeye başlamıştır. Ama o benim çektiğim acıların yüzde birini mümkün değil çekmez, çekemez... Bir şairin ölüm anını mümkün değil yaşamaz yaşayamaz. Gördüğün gibi ben hâlâ yaşayan ölü gibiyim dostum ama hâlâ yazmaya çalışıyorum. Çünkü sebebi var... DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...