Kaydet
a- | +A

İnanın herbirinizin duygularını tek tek kaleme almak ne hoş olur. Olur olmasına da, siz de biliyorsunuz imkanları. Gönderdiğiniz mektuplardan şöyle birkaç tanesini kısa kısa da olsa yayınlayacağız. Ama öyle, benim mektubuma neden yer verilmemiş diye darılıp gücenmek yok. Anlaştık mı?.. Peki öyleyse...

Şükran Orak-Kilis: "6 Nisan''da okuduğum hatıra beni çok etkiledi. Hatıraya getirdiğiniz yorum bir harikaydı. İnanın çok güzeldi. Zaten böylesi bir yazıyı okuyup da etkilenmemek, sizinle aynı duyguları paylaşmamak gerçekten imkânsız. Dünyada bir insanın başına gelebilecek en büyük felaketin yalnızlık ve sevgisizlik olduğu kanısındayım. İnşallah sizlerin aracılığıyla birazcık kendisine yardımcı oluruz da bir insan daha hayata katılmış olur. En kısa zamanda cevabınızı bekliyorum. ***

Burcu Tatoğlu-Erzincan: "15 yaşında Anadolu Lisesi öğrencisiyim. Köşenizi zevkle okuyorum. 6 Nisan''da duygularını kaleme aldığınız gencin durumuna değil, duygularına acıdım.

Ben doğuştan itibaren hep farklı olan şeyler yaşıyorum. Ben Albino hastasıyım. Yani doğuştan tenim ve saçlarım beyaz. Bu sebeple çok sıkıntılı günler yaşadım. Aynaya bile bakmak istemiyordum. Ama daha sonra bunun benim için çok büyük bir nimet olduğunu anladım. Şükrettim. İnsanlar bana baktıklarında acıma yüzlerinde acıma duygusu hissediyordum. Ailem bile böyle düşünüyordu. Ama bunların hiçbir önemi yoktu. Ben insan olduğumun bilincindeydim. İnsan karamsarlığı, içine kapanıklığı, halinden şikayet etmeyi değil, sürekli nasıl mutlu ve huzurlu olabileceğini düşünmeli, ona göre yaşamaya çalışmalı. ***

Elif Altıntaş-Manisa: 6 Nisan''da hatırası yayınlanan genç arkadaşıma seslenmek istiyorum. Ben de senin gibi aynı duyguları paylaşan 23 yaşında bir genç kızım. Ben de bedensel engelliyim. Sizinle bir an önce arkadaşlık kurmak istiyorum. Siz kendinizi hiç olarak kabul ediyorsunuz. Oysa siz dünyanın en değerli varlığısınız. O günkü yazdıkların benim hayatımda da yaşanmıyor değil. Ama ben senin gibi çabuk pes etmiyeceğim. Hayata karşı yelkenlerimi indirmeyeceğim. Hayat ne kadar acımasız olursa olsun, gayret gösterip savaşacağım. Lütfen sen de benim gibi yap. Hatta seninle el ele verip her şeyin üstesinden gelebiliriz. Yeter ki güçlü olalım. Çaba gösterelim. Kendini suçlamayı bırak.

*** Değerli okuyucular, meraklanmanıza ve üzülmenize gerek kalmadı. Sizden önce gelen telefon ve fakslarda ''rumuz hiç''e sevgi yağmuru yağmıştı. Bu sevgi ona yaşama sevinci vermiş olmalı ki, "rumuz hiç" bizi aradı ve kendisiyle görüştük. Sizlerin mektupları da umarım ona ayrı bir güç verecek. Ama biraz daha sabır. Yaşadığı sıkıntıları bilmek ve ona göre yardımcı olmak gerekiyor. Umarım bu müjdeyi de, yine bu köşede en kısa zamanda okursunuz. ***

Rezzan Yeniay -Trabzon: "Gazetenizi ve özellikle köşenizi büyük bir istekle okuyorum. Okuduğum çoğu olaya da büyük bir şaşkınlık duyuyorum. Hatta bazen okuduktan sonra size yazıp, "Yahu bu olay, gerçekten gerçek mi?" diye sorasım geliyor. Yayın hayatınızda başarılar dilerim. 11. 4. 2000 tarihli yazınız beni çok etkiledi. Evet çevremizde de böylesi muhtaç insanların varlığını biliyoruz ama yakından okuyunca daha çok etkileniyoruz. " Sayın Yeniay, okuyucumuzun hatırası yayınlanır yayınlanmaz, adresinin bulunduğu bölgedeki gazetemizin bürosu kendisine iş vaadinde bulundular. Biz de durumu mağdur olduğunu bildiren okurumuza ilettik. Gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorum.

ÖNE ÇIKANLAR