Kaydet
a- | +A

“Aynur öğretmen birden değişti, hüzünlendi. Gözleri nemlenmişti. Bir iki kez yutkundu...”

Hatırama bugün de devam ediyorum...

1990 yılında müfettiş olarak atandım. İl merkezine 45 km uzaklıkta, bir öğretmenli köy okuluna teftişe gitmiştik grupça.

Çiçeği burnunda yeni müfettiş olduğum için kıdemli ve deneyimli müfettişlerin yanında, teftiş çalışmalarını izleyerek, tecrübe kazanmaya çalışıyordum. Köy öğretmeni Aynur adında bir bayandı. Beş sınıfı tek başına bir derslikte okutuyordu. Okul açılalı üç ay olmuştu. Fakat derslikte araç gereç, mevsim şeridi, zaman şeridi vb. hiçbir şey asılı değildi.

Müfettişler durum tespiti ve sonra daracık müdür odasında mini bir toplantı yaptık. Öğretmene ihmal sebebiyle soruşturma açılmasını istediler.

İçlerinde öğretmenliğe daha yakın olan bendim. Empati yaparak öğretmenlik yıllarımı hatırladım. “Müsaade ederseniz önce öğretmenle biraz konuşmak istiyorum” dedim.

Öğretmenimizin dersliğine gittim. “Hoş geldiniz efendim” dedi. Öğretmene oturması için ricada bulunup kendim de ikinci tahta sandalyeye oturdum. Tebessüm ederek hâl hatırdan sonra “bir probleminin olup olmadığını” sordum.

Aynur öğretmen birden değişti, hüzünlendi. Gözleri nemlenmişti. Bir iki kez yutkundu, sonra da anlatmaya hazırlandı. Tavırlarından, konuşmaya derslikte devam etmesinin, öğrenciler açısından hoş olmayacağı belliydi.

Durumu kurtarmaya çalışarak “Öğretmenim isterseniz müdür odasına geçelim arkadaşlar da dinlesinler anlatacaklarınızı, bir daha tekrar etmemiş olursunuz” dedim.

Müdür odasına girdiğimizde, müfettiş beyler “nahoş” bir durum olduğunu anlamıştı. Hepsi birden ayağa kalktı. Kendilerine sakin bir üslupla “Öğretmenimizin anlatacakları var bizlere, birlikte dinleyelim diye buraya davet ettim” dedim.

Bunun üzerine Aynur öğretmen, gösterilen sandalyeye oturarak, bir an soluklandı. Yüzü solmuş, bedeni çökmüştü. Üzgün, morali bozuk, oldukça hüzünlü bir ses tonuyla anlatmaya başladı:

“Efendim dersliğe niçin araç-gereç, levha asmadığımı merak ediyorsunuz sanırım. Çünkü şimdiye kadar asılması gerektiğini ben de biliyorum. Ancak bütün uğraşmalarıma rağmen, duvarlara çivi çakamadım, keseri çiviye vurmaya çalışırken, parmağımı ezdim, kan oturdu. İşte parmağımın hâli..."

Öğretmenin sözlerini ve parmağının hâlini görünce şoke olmuştuk... DEVAMI YARIN

Ünal Bolat'ın önceki yazıları...