“O yıllarda beş sınıf bir arada okuyordu. Köylerde elektrik, yol, telefon, su vb. yoktu...”
Herkese hayırlı bayramlar diliyorum... Televizyonda dinlediğim bir haber bana yıllar öncesini hatırlattı:
On beş yıl sınıf öğretmenliği yapmış, benzer okullarda çalışmıştım. O yıllarda beş sınıf bir arada okutulmaktaydı. Köylerde elektrik, yol, telefon, su vb. imkânlar yoktu. Şartlar daha ağırdı.
Gaz lambasında plan yaptığım, kitap okuduğum günleri hatırladım. Muhammet Ali’nin boks maçını izleyebilmek için köyün delikanlıları ile minibüs tutarak sabahın üçünde ilçeye gitmiştik. Başımı sallayıp “ne günlerdi” diye iç geçirdim.
1972 yılında Afyon’un küçük bir köyünde sınıf öğretmeni olarak göreve başlamıştım. Evet, uzun yıllar geçmişti aradan. Yıl 2026 olmasına rağmen hâlâ birleştirilmiş sınıflı, bir öğretmenli köy okulları vardı. Üstelik de İstanbul’da.
“Yüz yıl da geçse bazı gerçekler göz ardı edilemiyor maalesef.” Bazı gerçeklerin gelişmişlikle ilgisi yoktu sahiden de. Köyler küçülmüş öğrenci azalmıştı göç nedeniyle. Bazı köylerin öğrencilerini merkez okullara taşımak meşakkatli ve zor. Bu yüzden mahallinde çözülmesi gerekiyordu sorunların.
Okumaya sevdalısı biriydim. Öğretmen Okulu beşinci sınıftayken “yüksek öğretmen okuluna seçilmiş” ama yol parası bulamadığım için gidememiştim. Okuldan birincilikle mezun olmuştum. Bilgi birikimimi ve yüreğimdeki sevgiyi mesleğime taşımıştım. Başarılı bir öğretmen olmama rağmen içimdeki okuma ateşini söndürememiştim bir türlü.
Köye teftişe gelen bir müfettiş beyin bana “mutlaka okumalısın” tembihinden sonra, daha bir heyecanlanmıştım okuyabilmek adına.
1984 yılında kendi imkânlarım ile hazırlanarak girdiğim iki basamaklı üniversite sınavlarını kazanarak “Gazi Eğitim Pedagoji Bölümü”ne kayıt yaptırdım. Devam zorunluluğu olduğundan, Ankara’ya öğrenim özründen dolayı tayin istedim. Şereflikoçhisar’ın bir kasabasına atadılar.
Âdeta “okuma...” dercesine yapılan bu tayin yüzünden, fakülteye devamda çekmediğim sıkıntı, yaşamadığım üzüntü kalmadı.
Evliydim ve iki çocuğum vardı. Gerek maaşımın yetmemesi gerek izin alamamak vb. derken hırpalandım. Neticede Pedagojiyi 1989 yılında, öğretmenliğime devam ederek binbir zorlukla bitirdim. Çekmediğim sıkıntı, tatmadığım acı kalmamıştı. Bu yüzden, kendim gibi olanların yaşadıkları üzüntü, yüreğimde onulmaz yara bırakırdı. DEVAMI YARIN

