Kaydet
a- | +A

Emekli, tank subayı Zeki Yılmaz''ın hatırasını yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz...

Hanımına, "Komutanımı ziyarete gideceğim; kendisine göndereceğiniz şeyler varsa hazırlayın. Ben arabada bekliyorum" dedim ve kapıdan geri çekildim.

Komutanın hanımı bir anda benim beklenmeyen bu tavrım karşısında yıkıldı. "Ah! Evladım! Sen ne iyi insanmışsın meğer!.." Ben duruma müdahale ederek, daha fazla üzüntü seline kapılmasını önlemek için "Lütfen yenge biraz acele edin, zira size komutandan haber getirdikten sonra Tümen''e döneceğim, vaktim çok kısıtlı" dedim. Bu davranışım üzerine toparlanan komutanın hanımı "Peki, peki" diyerek içeri gitti ve biraz sonra paketi getirdi. Süratle komutanın gözaltında tutulduğu K.H.O.''na gittim. İzin alarak diğer bazı zevat ile beraber komutanın bulunduğu sınıfa girdim. Kapıdan daha girer girmez onun ile göz göze geldik. O vakur, dirayetli general; onurunun zedeleneceği peşin yargısı ile sapsarı oldu. Yavaş ve ihtiyat ile ayağa kalktı. Ben ise her an emre hazır bir subayın komutanının makamına girdiği gibi çevik ve sert adımlarla yanına vardım; tam askerce bir selâm verdikten sonra: "Sayın komutanım, şimdi evinizden geliyorum; yengem ve yeğenlerim emniyette ve sıhhatteler. Bu paketi size gönderdiler. Bu andan itibaren izniniz ile onların korunması hizmetini üzerime alıyorum. En kısa zamanda sizin de evinize ve şerefli görevinize dönme temennisi ile saygılarımı sunuyorum" diyerek elimdeki paketi uzattım. Komutan için bu en umulmayacak davranış idi; bir an sarsıldı, sonra gözlerine yaş hücum etti ve ağlamamak için başını öne eğerken "Oğlum!" dedi. "Sana nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum, ne kadar mahçup olduğumu anlatamam" diyerek gayri ihtiyarı boynuma sarıldı. Ben süratle davranıp elini yakaladım ve öptüm.

Biraz halleştikten sonra, sağlık haberini yazdığı kağıdı uzatırken dedi ki:

"Evladım bu yaptığın âlicenaplığı hiç unutmayacağım, dost kara günde belli oluyormuş. Allah''tan niyazım bu iyiliğinin ve hizmetinin karşılığını vermeyi bana nasip etmesidir." Oradan ayrılıp komutanın evine giderek pusulayı verdim ve kendilerini teskin ve teselli ederek Tümen''e döndüm. Ondan sonra hem ailesini hem kendisini Yassıada Mahkemelerinde tahliye olana dek yalnız bırakmadım. Tahliye olmuş ama emekliye sevk edilmişti. Beraberce evine gittik. Bizi yemeğe alıkoydu. Hiç unutmam sofradaki yemek tarhana çorbası, bulgur pilavı ve yoğurt idi. Henüz emekli maaşı alamamıştı. Yemekten sonra komutan gene bana dua etti ve Allah''tan aynı niyazda bulundu. Partiler kurulup seçim yurt gündemine gelince eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar''ın ricası ile Adalet Partisi''nden General''e davet gelmiş ve onun da kabulü ile Trabzon''dan senatör seçilmişti. Milletin sandıktaki tercihi siyasi ortamı teskin etmemişti. Aradan iki yıl geçti. Bildiğiniz gibi hükümet krizleri bir birini kovaladı. Hırslı politikacılar cadı kazanını durmadan kaynatmağa devam etti ler. Bir tarafta horlanan mağdurlar, diğer tarafta silahın gölgesinde politika yapmağa alışmış ve güdümlü demokrasi isteyen gayri samimi bir zümre. Bu ortamdan samimiyet, sükûnet ve istikrar çıkar mı? Elbette hayır. Sonunda ülke önce 22 Şubat 1962, arkasından da 21 Mayıs 1963 komplolarına sürüklendi. Şimdi biz hep beraber burada yatmaktayız. 20-21 Mayıs 1963 sabahı emekli general Trabzon senatörü Yusuf Demirdağ olayı duyar duymaz derhal telefonla beni arıyor; tevkif edildiğimi öğrenince tıpkı 27 Mayıs 1960 günü benim yaptığımı yapmağa koyuluyor. Önce Zhl. Brl. Ok. kantinine gidiyor, borcum var mı diye bakıyor, sonra fileleri doldurup bizim evin kapısını çalıyor. Hanımımı, çocuklarımı teselli ediyor. Ordan bana Mamak Ask. Cezaevine geliyor. Beni teselli etti. "Oğlum!, şimdi artık sıra bende; gerçi ben dua ederken böyle düşünmemiştim, ama ne yaparsın ki İlahi tecelli böyle zuhur etti. " dedi ve o da benim her türlü masrafımı üstlendi. Böylece duası kabul olmuş; bana minnet borcunu ödemeye koyulmuştu.

Şimdi anladın mı aramızdaki diyaloğu. İşte ben onun sayesinde burada çok rahatım ve bu sebepten dolayı Rabbim''e şükrediyorum.

9 Ağustos 1966 yılında çıkan af kanunu ile tahliye olduktan sonra da Bnb. Ömer Tekebaş ile General Yusuf Demirdağ''ın bu baba-evlat münasebetleri devam etmişti. Her ikisi de düşmanlığı dostluğa dönüştüren olayların hikmetini iki büyük felaketi yaşayarak görmüşlerdi.

ÖNE ÇIKANLAR