Kaydet
a- | +A

Niğde''den Özge Sayalgı''nın gönderdiği maile yer veriyoruz bugün. Özge, "Ben gazetenizin dörtbuçuk yıldır abonesiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okumaya çalışırım. Size bir hatıra göndereceğim, yayınlarsanız sevinirim." diyerek başlıyor yazısına. Bu kendi deyimiyle galiba bu konuda ilk denemesi. Ama yine de kendisini tebrik ediyor bu vesileyle tüm okuyucularımıza diyorum ki, "Aklınıza geldiği zaman yazmaktan çekinmeyin. Ben yazmasını beceremem ki demeyin. Yazmanın tek sırrı, yazmaya karar vermek ve başlamaktır. Göreceksiniz siz yazmaya başladığınızda ardından cümleler gelecektir. Bu minik hatırlatmadan sonra Özge''nin denemesine geçiyoruz... "Otobüs bomboştu. Gönül hanım ağır ağır arka tarafa ilerledi. Pencerenin kenarına sessizce oturdu ve dışarıyı seyretmeye koyuldu. Kuşlar ötüyor ağaçlarda açan çiçekler baharın gelişini müjdeliyordu. Bir anda kaldırımda usul usul yürüyen üst kattaki komşunun 20 yaşındaki kızı Fatma''yı gördü. Fatma her zamanki mütevazılığı ile pardösüsünü giyip eşarbını takmış ve yola koyulmuştu. Gönül hanım birden düşüncelere daldı. Bir türlü anlam veremiyordu insanların giyimlerine kuşamlarına. Herkes kendine göre nelere karar veriyordu. Kimi saçlarını sarıya kimi siyaha boyatıyordu. Kimi röfle yaptırıyor, kimi eşarp bağlıyordu. Kimi bu olayı istismar ediyor, kimi bu istismar sebebiyle mağdur oluyordu. Sonra kendi kendine yorumda bulundu. "Ne vardı sanki bu sıcak havada böyle sarınıp bürünecek. Başörtü yaşlı ninelerimizin taktığı bir gelenek değil mi? Eskiden kadınlarımız baş bağlarlardı. Hatta gelin başı ayrı bağlanır, genç kız başı ayrı bağlanırdı. Bu bir kültürdü evet ama, şimdi de genç ve güzellik önde olmalıydı. Moda denen ve zaman zaman milyonlara yön veren yeni bir kültür akımı vardı. Biz ülke olarak artık gelenek göreneklerimizden çok modaya göre yaşamaya çalışmalıydık. Hem milyonların bir anda etkilendiği akımlara karşı direnmenin anlamı neydi? Bu genç kız bu kadar alımlı ve güzel olmasına rağmen neden bu güzelliği saklıyordu sanki. Halbu ki Gönül hanım kendisi kırk yaşında olmasına rağmen, modadan ayrı kalmayı asla düşünmez, yaşına rağmen gençlerle yarışacak derecede modern giyinir, öyle ki yazları vücut hatlarını belli etmesine aldırmadan incecik bluzlar giyinmekten hiç çekinmezdi. "Bu çağda bu kadar inatçı da olunmaz ki canım" dercesine kafasını yana çevirdi. Bu arada otobüs nerden nereye gelmişti. Düşünceler içerisinde vaktin nasıl geçtiğini anlayamayan Gönül hanım iş yerine yaklaştığını farketti. Yerinden kalktı ve kapıya doğru ilerledi. Otobüs az sonra durakta duracak ve Gönül hanım inecekti. Düğmeye bastı ve ayakta beklemeye başladı. O esnada gözüne birisi takıldı. Kaşlarını çatarak o noktaya odaklandı. Birden bire vücudunu alevler sardı. Gördüklerine inanamıyordu. "Aman Allahım" dedi dudaklarını ısırarak. Yoksa iki aydan beri kocasına karşı duyduğu şüpheler doğru muydu? İşte şu kolunda yirmi yirmibeş yaşlarında bir kızla güle oynaya kaldırımda yürüyen adam kocası değil miydi? Evet evet ta kendisiydi. Bayılacak gibi oldu Gönül hanım. Otobüsün demir tutamaklarına yapıştı. Sonra kıskançlık ve öfkeyle kocasının kolundaki bayanı süzdü. Bu gölgeli uzun saçları, modaya uygun pembe renk ağırlıklı makyajı, dekolte füme renk bluzu, siyah, mini yırtmaçlı eteği ve topuklu ayakkabılarıyla bir mankeni andıran bu kız kimdi? Daha dikkatli baktığında bu kızın, üç ay önce kocasının yanına sekreter olarak aldığı uzaktan akrabaları olan Fatma olduğunu anladı. Şaşkınlıkla, otobüsten inemeyen Gönül hanım son durağa giderken, bir yandan evliliğinin sona ereceğine üzülüyor, bir yandan da kısa zaman içinde gördüğü bu iki Fatma''yı karşılaştırıyordu..." Özge''nin demenesi böyle bitiyor. Yalnız bir hatırlatma yapmak gerekirse bu denemenin sonunda vermek istediği mesaj ile Özge''nin kendisi de Gönül hanımın durumuna düşmüş. Yani ön yargılı davranmış. Oysa eşarp takan hatasız, takmayanlar hata içerisinde gibi bir duyguya kapılmak çok ama çok yanlış bir düşünce. Dürüstlük giyim kuşamla değil yetişme tarzı ve karakterle ilgilidir. İnsanları giyim kuşamıyla yargılamak çok ama çok yanlıştır. Büyük hatadır. Zaten biz de Özge''nin denemesini bu amaçla yayınladık ki, böylesi yanlış duygu ve düşünceye kapılanlar bu yanlışlarından vazgeçebilsinler...

ÖNE ÇIKANLAR