Sokak çocukları... Gördüğümüzde yüreğimizin sızladığı, ama ne hikmetse bir türlü elimizi uzatamadığımız, çoğu zaman da vicdanımızı rahatlatmak için ellerine üç beş kuruş vererek kendimizi teselli ettiğimiz sokak çocukları... İstanbul''dan onyedi yaşındaki Elif Sevinçtekin yazıyor... "Belki de ölmeseydin bu akşam yine burada olacaktık. Yine hayaller kurup, rüyalara dalacaktık. O hayalimizde canlandırdığımız dünyamızı rüyamızda yaşayacaktık. Şimdi sen yoksun. O hep hayal kurduğumuz bankın üstündeyiz. Hepimizde bir hüzün var. Bugün senin anına hayal kurmadık. Tek duamız, ahirette yeniden birlikte olmamız. İnşaallah bu dünyada, her gece hayal ettiğimiz o tarlayı ve içinde hayal ettiğimiz binlerce şeylerin hepsini Allah sana versin. Ama ümit ediyorum ki, Rabbimin yardımıyla inşaallah o hep hayal ettiğimiz herşeyi yapacağız. Sen de! Sen de! Bizim yanımızda olacaksın. Arazimizi alacağız. Bir traktör getirip sürdüreceğiz. Aynen senin dediğin gibi yarısına ekin ekeceğiz öteki yarısına ormanlık bir alan yapacağız. Hayvanlarımızı da alacağız. Hepsine çok güzel yuvalar yapacağız. Bilhassa köpeğine... Ona en güzel yuvayı yapacağız. Çünkü o, senden bize bir hatıra. Çok çalışacağız Fırat, çok çalışacağız. Bu dünya seni yuttuğu gibi bizi yutamayacak. Bu dünyada yapayalnızız ama biz alıştık artık. Kendi ayaklarımızın üstünde duracağız. Çok çalışıp amacımıza ulaşacağız. Bu vurdumduymaz insanlara sesimizi duyuracağız. Ama böyle boyun büküp de: "Abi camını siliyim mi?" veya "Abi mendil alsana" diye yalvararak, boyun bükerek dilenerek değil... Çünkü bizim yaptıklarımız, asla bizim suçumuz değil. Bizi bu hallere koyanlar, bizleri doğurup da sokaklara atanlar, bir "günah çocuğu" gibi bizleri sahipsiz bırakanlar, kundağımıza döktüğümüz gözyaşlarını hiçe sayanlar suçlu... Fırat, bu insanlardan öcümüzü alacağız. Bizi değersiz gören herkes, bir gün ayağımıza gelecek söz veriyoruz. Fırat!.. Yine her Cuma bu banka gelip hayallerimizi kuracağız. Sen hep yanımızda olacaksın. Biz senin ölümünü asla unutmayacağız. Sokak çocukları asla unutmayacak seni. Her zaman, mendil satarken o hain arabanın sana vurduğunu asla unutmayacağız. Seni kaldırıp ambulansa koydukları vakit hepimizin gözlerinden yaşlar aktı. Ordaki hemşireler doktorlar da ağladı. Sana vuran genç ise; ağlayıp "hatayla vurdum" diyordu. Ama bu bir hata olamazdı. Sen yol kenarındaydın seni gördü. Yolu gördüğü gibi seni de gördü. Arabayı sollamak istedi, sollayamayınca da geldi sana vurdu. Arabaya vursaydı ya! Niye gelip sana vurdu? Sen o kadar değersiz miydin? O çarpmadığı araba mı değerliydi? Ölü bedenine ne kadar da özen gösteriyorlardı. Çıplak ayaklarını elleriyle tutuyorlardı. Kirden kapkara olmuş yüzüne ellerini dokunduruyorlardı. Bu şefkatler bu özen öldükten sonra ne işe yarar? Acımak bu saatten sonra ne işe yarar. Biz canlıyken neden sevilmiyoruz? Neden özen görmüyoruz? Söyleyin neden okula gitmiyoruz? Neden! Neden bize sahip çıkmıyorsunuz. Tek suçumuz annesiz ve babasız oluşumuz mu? Beni dinleyin! Dinleyin beni! Söylüyorum işte; bu suçların hiçbiri bizim değil. Bu suçlar bizi dünyaya getirip başıboş bırakanlarındır. Ne suç işlersek, bilin ki bu suç bizi sokaklarda yaşamaya mahkum eden insanlarındır. Kendi rızkını bulan bir insan, yarısını da yavrusuna verse bunlar olmazdı. Unutmayın Rabbim bir kişiyi dünyaya gönderdi mi rızkını da onunla beraber gönderir. Ama çok, ama az rızkını gönderir. Belki bu bildiklerimizi biraz da bizi dünyaya getirenler bilseydi belki de Fırat yaşıyor olacaktı. Haydi Fırat öldü gitti. Ya bizler ne olacağız? Biz de ya bir kamyonun altında Fırat gibi can mı vereceğiz. Hiçbir Allah kulu bizi düşünmüyor mu? Tabii düşünmez, anne baba düşünmemiş onlar mı düşünecek.
Fırat, bu koca dünyada işte sensiz ilk gecemiz böyle hiç olmayacak şeyleri düşünmekle geçiyor. Hepimiz çok üzgünüz. İçimizde en çok üzgün olan Dilara oldu. Biliyorsun o hepimizden küçük. Senin cansız bir şekilde asfaltta yatışını aklından hiç çıkartamıyor. Hep gözlerinden yaşlar akıyor.
Yarın onu işe götürmeyeceğim. Hani o hiç kimsenin henüz uğramadığı, kaba inşaatlı bir bina var ya, orada kalıyoruz artık.
Seni unuttuk sanma, her Cuma yine gelip bu bankta hayaller kuracağız. Seni bizden Allah aldı. Belki senin için böylesi daha iyiydi. Sen her zaman yanımızdasın. Mezarını, şimdi sana ne yaptıklarını bilmiyoruz. Yıllarca bizimle yaşadın, son bir defa yüzüne bakamadan götürdüler. Seni bizden sonsuza dek ayırdılar. Mezarını bilmediğimiz için kalbimize gömdük. Canım kardeşim... Devamı yarın

