Kaydet
a- | +A

Rumuz, "Huzurum olacak mı, gülüm geri dönecek mi?" başlığıyla bize faks gönderen okuyucumuzun yaşadığı aile dramını yazmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Okuyucumuz, eşiyle görücü usulüyle evlendiği halde, ailesiyle anlaşmayı başarır. Birbirlerini severler. Ancak bu mutluluk, kendi ailesi tarafından sık sık baltalanır. Bu huzursuzluk sebebiyle yaptığı kavgalar sonucu, eşi üç kez babasının evine gider. Bir süre sonra pişman olup aracılar sayesinde hanımını getirir ama her defasında "Ben gütürüp babasının evine bırakıyorum, sen alıp getiriyorsun" diye babasından azar işitir. Aile geleniğidir babaya söz söylenmez... Babama "Seviyoruz birbirimizi, sonra evde çocuklarımız var" diyorum ama sanki duvara söylüyorum. Onun istediği şey, ne olursa olsun eşimden ayrılmam.

-Sonra? -Seni yeniden evlendireceğim. Ne enteresan bir mantık. Bu evliliği o mu yaşıyor ben mi? Ben eşimden memnun olduktan sonra ne karışıyor... Ama karışıyor işte... Babamlar daha sonra aile hayatımıza daha çok karışır oldu. İkinci üçüncü derken, nihayet dördüncü kez, bizi yine birbirimizden ayırmayı başardılar.

Şu an eşimle 250 gündür ayrıyız. Asker yolu sayar gibi gün sayıyorum. Bir gün abam eve telefon edip evden kovmuş. Sebep ne? Dedi kodu. Sonra da bana gidip eşimi getirmemi yasakladı. Diyor ki: -Sen o kadından boşan, seni onsekiz yaşında kızla evlendiririm. Babamın şu anda üçüncü evliliği. Öz annem 35 yaşında, dertten ölmüş. Aslında babam ona da rahat yüzü göstermemiş. Bizi de kendisi gibi düşünüyor. İtirazlarım hiç fayda vermiyor. Eşim ise daha önceleri aramadığı gibi, şimdi de bir kere olsun telefonla aramıyor. Ben de arayamıyorum. Araya engel koyuyorlar. Yani illa baba istedi diye eşinden boşanılır mı? Onların zoruyla mahkemeye dava açtım. Üç mahkeme geçti. Dördüncü mahkemeden önce artık dayanamadım. Avukata verdiğim vekaleti azlettim. Mahkemeye dilekçe verip mahkemeden düşürdüm. Hakimin karşısına çıkıp işin aslını anlatıp eşimi sevdiğimi söyledim. Ayrıca mahkemeden önce eşime bir buket çiçek yaptırıp gönderdim.

Ama eşim tüm bunlara rağmen bir kere olsun beni aramıyor. Çünkü kalbi çok kırık. Kendim de gidemiyorum. Aracıları da kabul etmiyor. Sekiz aydır bu çileyi çekiyorum. Beni ayırmak kolay ama, yemektir bulaşıktır çamaşırdır derken hiçbir işime yardım etmiyorlar. İstiyorlar ki herkes onlara muhtaç olsun. Herkes onlara yalvarsın.

Mal mülk düşmanı şeyler. Eşimde mal mülk yok ama güzelliği var. Belki onu da kıskanıyorlar. Olan arada çocuklarımıza oluyor. Çocukların günahı ne? Çekip yanlarından ayrılacağımama elimde geçerli bir mesleğim de yok. En son gönderdiğim aracılar da eli boş döndü.

Çok büyük bunalımdayım. Artık evde tek başıma kendimi kurmaktan bıktım. Anladım ki kadınların hakkı kolay kolay ödenmez. Ne yapmam lazım bilmiyorum? Televizyon kanallarına mı haber versem, medyaya şov gösterisinde bulunanlar gibi şov mu yapsam ne yapsam? Eğer eşim yuvaya dönmezse benim için yaşamanın hiçbir anlamı yok. Hayatta sağlık ve mutluluktan başka hiçbir şeyde gözüm kalmadı. Kaldıkları evde kızımda romatizma başlangıcı olmuş. Ama eşim yine inat ediyor. Ben yine de eşimi seviyorum. Ve diyorum ki, "Bir ''silahım'' olsaydı, ah bir silahım. Yokluğu şakağından, kaybetmeyi kalbinden ve sensizliği alnının tam ortasından vururdum... Seni o kadar çok seviyorum. Ne olur artık dön diyorum."

ÖNE ÇIKANLAR