"Köşenizi her gün ibretle takip ediyorum. Anadolu''nun genel sıkıntısı olan küçük yaştaki evlilikle ilgili, başımdan geçen bu olayı yayınlarsanız memnun olurum." diyor Kastamonulu okurumuz gönderdiği mailde. "Kastamonu''nun bir köyü... Birbirlerine ölesiye tutulan iki genç bütün uğraşılara rağmen birbirlerine kavuşamamışlardı. Dört yıl boyunca hergün, her akşam gizli gizli buluştukları samanlık köşeleri artık bu iki gencin kaderiydi. Ne var ki dört yıl süren bu hasret evlilik için yetmemişti. Çünkü iki gencin aileleri de evlilik konusuna yanaşmıyordu.
Köylü güzeli Ulviye ile, sevdiği genç İzzet, belki de emsali görülmedik zorluklara katlandılar birbirlerine kavuşmak için. İzzet, sözüne sadık ve güvenilir bir kişiliğe sahip olduğu için sevdiği kıza verdiği bütün sözleri yerine getirmeye çalışıyordu.
Bir gün kendisine telefon edeceğine dair söz vermişti. 1990 yılında bulundukları köyde her evde telefon olmadığı için istediği zamanda telefon edemiyordu. Bulunduğu yerdeki telefon hattı bozuk olduğu için telefon edememenin ezikliğini yaşadı. Ta ki aklına gelen kurnazca bir fikre kadar.
Bulunduğu yerin hemen yakınından ileriki köylere giden açık kablo sistemi aklına geldi. Başka bir köy muhtarlığına giden hatta girip telefon edecekti sevdiği kıza. Elinde telefon makinası, ormanın içindeki telefon direğinin tepesine çıktı. Sevdiği kız ile tam 4 saat süren bir telefon konuşması yaptı. Telefon direğinin üzerinde dört saat sevdiği için kalma zahmetine katlanan İzzet, hiç de kendisine yakışık almayacak bu hareketi sırf sevdiği için yapmıştı. Yağmurlu, karlı havalarda dahi yarı beline kadar ıslanarak her akşam sevdiği kız ile buluşmaya gidiyordu. Ama halini de kimselere hissettirmiyordu. Bu durum günleri, günler ayları aylar da yılları kovalayarak tam dört yıl devam etti.
Ulviye de İzzet''i ölesiye seviyor, onun için ölümü bile göze alıyordu. Bir gün annesinin belki bu olay sebebiyle kendisine hakaret etmesini kabul edemeyen genç kız, haşere ilacını içerek intihara kalkıştı. Öldürmeyen Allah öldürmedi ve genç kız yakınlarının yardımıyla hasteneye götürülerek kurtarıldı. Öte tarafta İzzet''in ailesi, İzzet''i evlendirmeye karar vermişti. Ama bir taşla iki kuş birden vurmaktı niyetleri. Hem tarlada çalışacak bir kişi daha gelmeliydi aileye, hem miras bölünmemeliydi. Bu da ancak akraba evliliğiyle mümkündü. Bu sebeple İzzet''i kendisinden dört yaş büyük olmasına rağmen yakın bir akrabanın kızı ile evlendirmek istediler. Gencin bütün ısrarlarına rağmen aile meclisi kararını vermişti. Bu evlilik gerçekleşecekti. Nihayet evlilik günü geldi. Bu evliliğe şiddetle karşı çıkan genç evlenmemek için kaçıp gitti memleketinden.
Ama yaşı henüz gençti. Üstelik ekonomik özgürlüğü de yoktu. Büyük şehire bir ay katlanabildi. Yakınları onu bulup getirdiler. O kızla zorla evlendirdiler...
Evlendirdiler evlendirmesine ama bilmiyorlardı ki onun kalbi bir başkasına, Ulviye''ye ait. Ama istese de istemese de o artık evliydi. Bu evlilikten bir de erkek çocukları oldu. Bu arada canından çok sevdiği gençlik aşkı Ulviye de hiç kimseyle evlenmiyordu. Çok yerlerden istemişlerdi ama evlenmiyordu kız.
Zaman ilerledi. Asker dönüşü İzzet resmi bir dairede işe girdi. Sırf sevgilisiyle evlenmek için ailesinin bütün malını mülkünü red ederek eşinden boşanmaya karar verdi. Uzun uğraşılar sonrası boşandı da.
1993 yılının Aralık ayına gelindiğinde Ulviye de tıpkı canından çok sevdiği İzzet gibi, dayanamadı ailesinin isteklerine. O da tıpkı İzzet gibi yakın akrabalarının İstanbul''da çalışan bir oğlu ile zorla evlendirilmek istendi. Ulviye bir gün telefonda bu evliliği yapamayacağını söyleyerek İzzet''ten kendisini kaçırmasını istedi. İzzet de İstanbul''da yakınlarının yanından gelin çıkacak olan sevgilisini kurtarmak için planlar yaptı ve kaçırmaya karar verdi. Herşey planlanmıştı. Fakat umulmadık bir şey oldu. Ulviye''nin ablasının küçük kızı ortalığı birbirine katmayı başarmıştı. Devamı yarın

