Kaydet
a- | +A

Deniz isimli genç okurumuzun, sevdiği ama karşılık göremediği kız yüzünden yaşadıklarını yazmaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Deniz, gerek okul çıkışlarında gerekse hafta sonları evlerinin önünde bekler. Ama ne okul çıkışında ona bir şey söylemeye cesareti olur ne de kız evinden çıkar. Deniz, onunla konuşacak cesarete sahip değildir. "O sırada amatör bir takımda idealim olan futbol oynuyordum. Fakat son iki senedir çok boş verdiğim için hoca beni takımdan kesmişti. Hocanın her zaman en çok güvendiği ben, yedek soyunuyordum artık. O, bir sene daha okuyacaktı. Çünkü onların bir sene hazırlığı vardı.

Almanya''daki bir turnuvaya katılacaktık. Düşündüm, bir yazı ve telefon numarası göndermeye karar verdim. Yazdım ve arkadaşa dedim ki: -Bu notu biz Almanya''dan dönmeden bir gün önce ona ver. Çünkü turnuvada aklımın karışmasını istemiyordum. O turnuva bir yerde benim için pazardı. Maçları izlemeye gelen kulüp yöneticileri futbolcu seçiyorlardı. Fakat arkadaşım tutmuş, telefonumu Almanya''ya gitmeden birgün önce vermiş. Öyle anlamış. Haydiii, başıma gelenlere bakın şimdi. Bir sabah koşusundan sonra şirkete geldim. Oturuyordum, telefon çaldı. Bir kız, görüşmek istiyordu benimle. Şaşırmıştım. Demek beni arıyordu. Demek şu an telefonda onun sesini duyuyordum. Ama neden bir saniye bekletiyordu beni? Yoksa heyecandan dili tutuldu da soluklanıyor muydu? O anda hiç beklemediğim bir şey oldu. Telefon ahizesinden erkek sesi duyuyordum şimdi. Ve bu ses, güya benim sevdiğim kız uğruna adam bıçaklayan Ali''nin sesiydi. Bana "Ben onun sözlüsüyüm" diyor, ardından peşini bırakmam konusunda tehditler yağdırıyordu. Sinirlenmiştim. "Adresini ver yanına geleceğim. Kimseden korkuyorum" dedim.

Kendimi sağlama alıp, Ali''nin işye- rine gittim. Türkiye''nin tanınmış bir turizm ve nakliye şirketiydi burası. Hayatımda hiç olmadığım kadar sinirli ve bir o kadar da kararlıydım. Bu iş bugün bitecekti. Belki de kendimi aynı zamanda sevdiğim kıza ispatlamaya çalışıyordum. Verilen adrese gittiğimde karşıma çıkan sekreter, telefonda bana seslenen kimseydi. Üstelik beni ararken, sevdiğim kızın ismini söylemiş, sanki o arıyormuş gibi bir de numara yapmıştı. Bir kere daha öfkelendim.

-Ali nerde? dedim. Masanın üzerindeki telefonla bir yeri arayıp konuştu. İyi biliyordum ki, konuştuğu kişi Ali''den başkası değildi. Daha sonra bana döndü: -Ali bey çıkmış, deyince cevap verdim: -Ona söyle, bu sefer baltayı taşa vurdu. Oradan ayrıldım. Şirkete geldiğimde telefon çaldı. Arayan Ali''ydi. Konuşması çok değişmişti. Bana; -Kusura kalma kardeş, ben içerdeydim de kız yanlış söylemiş. Adresini ver ben senin çayını içmeye geleyim konuşuruz, diyordu.

Belli ki böyle bir tepki beklemiyordu. "Beklerim" dedim. Ama gelmedi. Sonra babamla bu konuyu tartıştık. Bana;

-Seni istemeyeni, üstüne adam salan kızı sen hiç isteme unut onu, dedi. Hazmedemiyordum. O çok güvendiği, fakat güvendiği dağın üstüne karlar yağdığı Ali''yi arayacağı yerde direkt olarak beni arasa: "Seni istemiyorum" deseydi daha iyi olurdu. O zaman unutur, kalbimden siler atar mıydım? Hayır ama belki daha az düşünürdüm. Almanya''daki turnuvada hoca bana ancak iki maç dayanabildi. Sonra oynatmadı. En büyük idealim olan futbolu hâlâ amatörce yapıyorum. En acı gerçek ise onu yüreğimden atamıyorum ama affedemiyorum da... Ölene dek seveceğim ama affetmeyeceğim." İşte Deniz''in yaşadığı ve kimsenin yaşadığını zannetmediğini söylediği aşk hikayesi...

ÖNE ÇIKANLAR