Kaydet
a- | +A

Gönderdiği faksta, "Şu dünyada insan, yaşadıkça ne ile karşılaşacağını bilemiyor ve asla düşünemiyor. İnsanların rüyasında bile görse dayanamıyacağı hayatı ben gerçek hayatımda yaşadım" diye başlıyor okurumuz Kader Aybatar... İşte Kader''in hayatı... "Bundan tam 26 sene önce, her genç kız gibi büyük umutlar içinde evlendim. Daha evliliğimin ilk aylarında bu hayallerim kâbusa döndü. Evlendiğimde ben 17, beyim ise 30 yaşındaydı.

"Yaşı büyük insan kıymet bilir" dediler.

Beyim ana babasız büyümüştü. Aile ortamı nedir bilmiyordu. Devamlı içen bir insandı. Bu da beni çok zor durumda bırakıyordu. Evlenmekle beraber, ailemde görmediğim olayları yaşamaya başlamıştım.

Babam anneme bağırmazdı bile. Beyim ise beni olur olmaz şeye dövüyor, yüzümde hâlâ izlerini taşıdığım acımasız dayakları atıyordu. Hepsini ailem üzülmesin diye saklıyordum. Ah şimdiki aklım olsa, saklamaz anlatırdım.

Aradan geçen seneler bize dört evlat verdi. Beyim artık dayak olayını bitirmişti ama içki alemleri daha da artmıştı. Günlerce eve gelmez, "Bu çocuklar ne yer, ne içer?" diye düşünmezdi.

Ben her şeye katlanıp, birgün düzelir diyordum. Sırf bu yaşadığımız kötü hayattan kurtulsun diye, tek kızımızı 16 yaşında iken gelin ettim.

Bu arada işleri bozuldu. "Ben burada yapamıyorum, memleketime gideceğiz" dedi. Yuvam yıkılmasın çocuklarım babasız kalmasın diye onu da kabul ettim. Kendi köyünde yaşamaya başladık. Allahım ne çekecek çilem varmış. Bu arada 16 yaşındaki oğlumu bir kazada kaybettim. O acıdan sonra, aileme ve çocuklarıma daha çok sarılmıştım. Hep onları da kaybederim korkusu vardı içimde. Kendisine teselli veriyor, "Üzülme iş bulursun elbette, yeter ki canınız sağ olsun"diyordum. Bu arada ben kendime bir iş bulmuş çalışmaya başlamıştım. Diğer iki oğlum da okuyordu. İşte ne olduysa benim çalışıp, onun evde oturduğu zamanlar oldu. Duyduğum dedikodular dayanılır gibi değildi. Kendisine sorduğum zaman hep inkar ediyordu. En sonunda bu olayda kendisiyle beraber adı çıkan kızı, zorla da olsa konuşturdum. Kız itiraf ettikçe dünyam yıkılmaya, midem bulanmaya başlamıştı.

Ben bunları duyunca yıkıldım. Gençliğimi verdiğim, 26 senemi uğrunda harcadığım, çalışıp kazanıp, el içine çıkıyor diye elbisesini, içiyor diye sigarasını, okuyor diye gazetesini aldığım kocam bunları nasıl yapmıştı? Ben de adice aldatılmıştım.

Artık asla kendisiyle olamazdım. Ben de öyle yaptım ve kovdum evden. Hanemden uzaklaştırdım. Çok yalvardı, özür diledi, "Beni eski bir gömlek gibi atamazsın" dedi. Ben de dedim ki: -Senin yaptıklarının yanında hiç kalır. Utanmaz adam. Şimdi onu hayatımdan temelli sildim. Memleketime döndüm. Şimdi memleketimde aileme yakın bir yerde ev tuttum. İki çocuğumla beraber yaşıyoruz...

Yalnız ne olduysa büyük oğluma oldu. Çocuğumun üniversiteye gitmek istemesi imkansızlaştı. Çünkü o, ailemizin benim ve küçük kardeşinin sorumluluğunu üstlendi. Bütün bu yaşadıklarımı, Hayatım Roman köşesiyle paylaşmanın sebebi, insanların biraz da olsa ders almalarıdır. Hiç kimse hiçbir kadın veya erkek, insanın kendi yuvasından ve çocuklarından önemli olmamalıdır. Daha da önemlisi, kimse ailesinin ve çocuklarının başını yere eğmemelidir.

ÖNE ÇIKANLAR