Kaydet
a- | +A

Eşimin, eli tesbihli, ağzı dualı, daima gözü yaşlı bir halası vardı; Halime Hala... Henüz gencecik taptaze gelinken, kocasını bir kız alıp verme davası yüzünden haksız yere bıçaklayıp öldürmüşler. Halime Hala genç yaşta 2 çocuğu ile dul kalmış. Kocası Hüseyin''i de hayatı boyunca unutamamış.

Nasıl unutsun ki... Gençliğine doyamadan, bebelerinin okula gittiğini göremeden kara toprağa düşmüş Hüseyin. Halime Hala''yı üzen ve ağlatan kocasının haksız yere öldürülmesi. Hem de bıçaklanarak öldürülmesi. Bu sebeple kocasının katillerini hiç affetmemiş. Affetmemiş de ne yapmış? O da katillere dünyayı dar mı etmiş? Mahkemelerde sürüm sürüm süründürmüş mü? Ya da ne bileyim hısım akrabasını, yeğenlerini falan katillerin üzerine mi salmış? Ne gezer? Halime Hala mazlum kelimesinin tam anlamıyla mazlum bir kadın. Onun Allahtan başka kimsesi yok. O da zaten Allaha sığınmış. Nasıl mı? İşte böyle... Her namazının arkasından gözyaşı dökerek el kaldırıp yaptığı dualarla: "Allahım hepsini sana havale ediyorum." Her namazdan sonra çaresiz bir annenin, çaresiz bir kadının, çaresiz bir gelinin gözlerinden bembeyaz tülbentine damla damla dökülmüş ahlar... Atalarımız boşuna mı söylemişler: "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste..." Bakalım, mazlum Halime Hala''nın ahı çıkmış mı? Katilin birisi, zaman içinde kendini asarak intihar etmiş. Onu bu derece bunalıma iten ne idi acep bilinmez? Diğeri öyle bir derde müptela olmuş ki tabipler çare bulamıyor. Sancıdan kıvrım kıvrım kıvranıyor da ilaçlar fayda etmiyor. Aylarca böğüre böğüre çare aramış. Akıbet, yine aynı şekilde bağıra bağıra ölmüş.

Bu yaşananları bana, onbeş yıllık evliyken anlattıklarında dedim ki: -Yaşıyor değil mi Halime Hala. -Yaşıyor elbet. -Ah ben de onu bir görsem. -Nasipse neden olmasın.

Nasip oldu ve Halime Hala''yı gördüm. İstanbul''a kayınvalidemin yanına ziyarete gelmişti. Meğer bu anlattıklarımdan başka, ne acılar yaşamış, ne olaylara şahit olmuş Halime Hala. Şöyle baktığınızda tıpkı bütün diğer çileli Anadolu kadınları gibi bir kadın. Çektiği acılardan dolayı iyice yaşlanmış, yürüyemez hale gelmiş. Fakat değişmeyen tek şey; yıllar geçtiği halde Halime Hala''nın gözünden damla damla düşen yaşlardı. Allahım o yaşlar hiç kesilmiyor. Her vesileyle pıtır pıtır damlıyor o gözlerden Akrabalarından kimi görse boynuna sarılır öper, sever ve onu gördüğü için sevinçten ağlardı. Arkasından da onu ziyaret ettikleri için saatlerce gelenlere dua ederdi. Bir enteresan kadındı doğrusu. İyi de ne anlatacaktım ben Halime Hala''yla ilgili? Tamam şimdi aklıma geldi. Bu sene yaz tatilinde aklımıza esti. Dedik ki: "Haydi Van''a gidelim." "Gidelim." Eşim din görevlisi. Bir camide müezzin. Aynı zamanda da hafız. Yıllık iznine mahsuben onbeş günlük bir izin aldı. Çıktık yola.

Gider gitmez ilk O''nu ziyaret ettik. Gelişimize öyle sevindi bize öyle dua etti ki anlatamam. Yanından ayrılırken "Bu sayılmaz. Benim evimde bir gece yatmadan sakın gitmeyin" dedi.

"Peki Hala" diyerek yanından ayrıldık. İki hafta gezdik eş dost ziyaretinde falan bulunduk. İznimiz bitip İstanbul''a döneceğimiz gün eşimin hatırına geldi: "Eyvah, Halime Hala''ya söz vermiştik bir gece onda kalmazsak kalbi kırılır." Mecburen son akşamı da Halime Hala''da geçirmek üzere karar kıldık. Tamam bize göre Van''da kalacağımız son akşamdı ama acaba son akşam mıydı? Bizi nasıl bir sürpriz bekliyordu? Devamı yarın

ÖNE ÇIKANLAR