"Yaşadığım ve halen devam eden kahır dolu günlerimi kaleme aldım. Dileğim o ki, belki birilerinin vesilesiyle yuvam kurtulur." diye başlıyor hatırasına İskenderun''dan yazan bir okurumuz. Tabii hatırasında sözünü ettiği karşı taraf bu konuda ne diyor bilemediğimiz için, cevap hakkı doğmaması için isim vermiyoruz. Ama bu ailenin bir an önce arzu ettiği mutlu günlere kavuşması dileğiyle okuyucumuzun gönderdiği hatıraya geçiyoruz. "1989 yılının 4 Haziran günü benim renkli hayat maceram, yani evlilik birlikteliğimin ilk günüydü. Telefonlaştığımız ve arkadaş olduğumuz bir kızla yemeğe çıktık. O yemekte evlilik müessesesini kurmak için de karar aldık. Bu arada benim ailem devamlı baskı yapıyor: "Oğlum yeter artık evde kalacaksın, bir an önce evlen" diye telkinlerde bulunuyorlardı. Birgün ailece oturduğumuzda anneme demiştim ki: "Madem evlen deyip duruyorsun. Git kimi istersen iste!" Annem ise kız arkadaşımın ablasını tanıyordu. Her defasında bana kız arkadaşımın ablasını methiyelerle anlatıyordu. Oysa kız arkadaşımı hiç kimse tanımıyordu. Arkadaşlığımızı ikimiz ve yaratan Allah biliyordu.
Babam rahmetli olduğu için annem ve kızkardeşlerim önce bana isteyecekleri kızı görmeye gittiler. Tabii ki benim kız arkadaşım olan ve daha önce evlilik kararı alıdığımız kızdan başkası değildi. Unutmadan söyleyeyim ben 5 kız kardeşin 1 erkek kardeşiyim. Annem ve kızkardeşlerim, "Sen beğenirsen biz de isteriz, yaşayacak olan sensin" dediler. Sonra kızı istemeye gittiler.
Ben heyecandan yerimde duramıyordum. Geldiler ve dediler ki: "Oğlum bunlar biraz sosyete. Bize göre değil, gel sana, bize uygun olanını bulalım" Benim gözüm ondan başkasını görmüyordu. Ben de aileme "Hayır olursa bu olsun olmazsa hiç kimseyle evlenmem." dedim. Keşke demez olsaydım. Sanki dilek kapıları o an açılmış. Benim ısrarım sonucunda birkaç defa gidip gelindikten sonra 8 Eylül 1989 günü tatlımız yendi.
O an sevinçten uçacaktım. Çünkü canımdan çok sevdiğim insanla ömür boyu sürecek olan evlilik müessesesinin ilk basamağına çıkmıştık. Aldığımız karar doğrultusunda benim doğum günümde nişan, eşimin doğum gününde düğün yapacaktık. Kararımızın bir parçası olan nişan merasimini 21 Eylül 1989 günü, yani benim doğum günümde yaptık. 3,5 ay süren nişanlılık dönemi sonrası eşimin doğum gününde 6 Ocak 1990 günü evlilik adımımızı muhteşem bir düğünle attık.
Düğünden bir gün sonra balayına gittik. Balayı dönüşü kendi iş yerimde normal olarak çalışıyordum. Esnaflık yapıyordum. Bir müddet sonra eşimin ailesinin ısrarı sonucu kayınpe- derimin yanına taşındık. İşyerimi tasfiye ettim. Kayınpederimle beraber 7 yıl çalıştık. Kayınpederimle çok iyi anlaşıyorduk. Kendisi beni oğlu gibi seviyor ben de kendisini babam olmadığı için babam gibi sayıyordum. 1997 yılında kayınpederim sağlık sorunlarından dolayı işi bıraktı. Ben aynı iş yerini devir aldım halen devam ettiriyorum.
Bu arada çalıştığım işyerinin mülkiyetini aldım. Aynı zamanda evimin inşaatını yaptırıyordum. İşim çok iyiydi. Karım ve iki çocuğumuzla mutluyduk. Biraz borçlandım. Borçlarımı ödeyemez oldum. İşlerim çok bozuldu. Tekerim ters dönmüştü, tuttuğum dalı kurutuyordum.
Hani eşimi isterken dediğim söz aklıma geldi. "O kız benim olsun dilenmez dilenci olayım" diye yalvarmıştım. Şimdi dilenciden beter oldum. Tüm dost ve arkadaşlarıma rezil oldum.
Sigara, içki, gece hayatım olmadığı halde bu hale gelişime herkes hayret ediyordu: -Bu çocuk nasıl oldu da bu duruma düştü. Sıkıntılı günlerimde bile eşimin ve çocuklarımın ihtiyaçlarını tedarik etemeye çalışıyordum. Hatta 30 Ağustos günü eşimin ablasının doğum günü idi. Eşime telefon ettim. "Bugün ablanın doğum günü sürpriz bir şey yapalım" dedim. Ertesi gün başıma geleceklerden habersizdim Devamı yarın

