Kaydet
a- | +A

Bugün birbirlerini çok sevip de ayrılmak zorunda kalan iki gencin gözyaşartan dramını sunuyoruz. "Herşey 1993 yazında başladı. Hani ilk görüşte aşk derler ya bizimki de öyle oldu işte. Daha ilk görüşte birbirimizi öyle çok sevmiştik ki anlatamam... Bu sevgimiz önceleri çocukça konuşmalar ve küçük kaçamaklarla devam etti. Dile kolay belki ama dört buçuk yıl sadece konuştuk. Bu böyle nereye kadar sürecekti. Ama ailelerimize içimizdeki sevgiyi nasıl anlatacaktık? Ya razı olmazlarsa ne yapardık? Bu korkuyla geçti yıllar... Derken bir anlık karar ile durumumuzu ailelerimize açtık. Çok şükür ikimizin de korktuğu gibi olmadı. Ailelerimiz, "Nasipse olur" dediler. Bundan daha mutlu haber olabilir miydi? Onun askere gitmesine bir ay kala nişanımız oldu. Demek artık birbirimizin nişanlısıydık. Parmağımıza o yüzükleri taktığımız günki heyecanı hiç unutamıyorum.

Ama nişandaki mutluluk çok kısa sürdü. Nazar mı değdi ne oldu bilmiyorum. Bildiğim birşey var ki ne olduysa nişandan sonra oldu. Eşimin ailesi bizi ayırmaya çalıştı. O askerdeyken hasret dolu günlerin ağırlığı altında ezilirken ailesi bana yapmadıklarını bırakmadılar. Beni hep horlayıp aşağıladılar. Büyük aşkımızın hatırına her şeye katlanıp dönmesini bekledim. Hele bir askerden dönsün de aramızdaki sorunlar çözülür dedim. Çünkü ne olursa olsun beni anlayacağına inanıyordum. O benim herşeyimdi. Bütün hayallerimi onun dönüşüne bağlamıştım. Döneceği günü iple çekiyordum. Fakat beklemediğim bir günde döndü. Erken dönmüştü askerden. Gözyaşlarına boğulduk; ama bu, sevinçten olmadı.

Çünkü o askerde mayına basıp ayağını kaybetmişti. Onun ayağını kaybettiği gün, benim de dünyam kararmıştı. Çok zor kabullendim. Günlerce ağladım. Ama daha acısını düşündüm. Onun gülen gözleri de kapanabilirdi. Hepten kara toprağa vermek daha mı iyiydi? Öyleyse buna da şükretmeliydim. Olsun dedim. O benim herşeyimdi.

Onu asla bırakmayı düşünmemiştim. Gerçekten de düşünmedim. Çünkü ben günübirlik toz pembe hayaller için sevmemiştim severken. Onunla bir ömür yuva kurmak üzere sevmiştim onu. Aile olacağız diye sevmiştim. Dolayısıyla onun acılı gününde hep destek oldum.

Ama askerden geleli bir yıl olduğu halde bizi hâlâ evlendirmediler. Nedenini anlatmama gerek var mı bilmiyorum. Beni istemeyen bir aile, düğün yapar mı? Benim aileme gelince, "Gelin de kızımı alın" diyecek hali yok.

Biz de kararımızı verdik ve kaçarak evlendik. Rüzgar olup uçtuk, gölge olup kaybolduk. Bizi kimse bulamazdı artık. İki gönül bir olmuştu. İşte nihayet evlenebilmiştik. Çok mutluyduk. İyi de bu mutluluğumuz ne kadar sürecekti? Maalesef, her şeye rağmen şirin ve mutlu olan evliliğimiz uzun sürmedi. Çünkü kayınvalidem kötülüklerinin peşini bırakmadı. Önce bizimle barıştı. Bizi kabullenir gibi yaptı. Ardından mutlu yuvamızı bozmayı başardı. Ben ve o birbirimizi çok sevmemize rağmen, bir kadının kaprisi uğruna yuvamızı yıkıp ayrılan iki ayrı kişi olarak hayatımıza devam etmek zorunda kaldık. Ortada hiçbir sorunumuz yokken bizi böyle ayıranları Allaha havale ediyorum. Çünkü eşim benden ağlayarak ayrıldı. Çünkü ondan "seçim" istendi. "Ya karın ya ben" denildi ona. O da doğal olarak annesini seçti. Ama ben, beni sevdiğini ve istediğini hâlâ biliyorum. Bu da bana yetiyor. Yanımda olmasını isterdim ama olmadı. Şu anda çok iyi bir işim var ve mutlu olmayı istiyorum. Eğer kaderimizde ayrılık varsa olur ama yoksa bir gün geri döneceğini bekliyorum. Burdan bütün sevenlerin kavuşması dileğiyle...

ÖNE ÇIKANLAR