Yıllardır pek yaygın olarak kullanılan "Kaht-ı Rical" sözcüğü, bugünlerde de pek moda... Hele Demirel''in yeniden seçilmesi konusu gündeme geldikten sonra, bu moda sözcük daha da çok kullanılır oldu! Nedendir bilinmez; bizde bu "Kaht-ı Rical" bütün şiddeti ile devam ederken, ileri batılı ülkelerde genç kadrolar kaptan köşkünde... Bizde "Ahı gitmiş vahı kalmış" yöneticiler icraya göz dikerken, gelişmiş ülkelerde genç kuşağa yer açılıp, fırsat üstüne fırsat tanınıyor.
Benzer durum merkezi Asya Türk Cumhuriyetleri''nde de yaşanmaktadır.
Yarım asırı bürokrasi ve yönetimde deviren çınarlar şimdilerde çok revaçta!.. Diğer bir ifade ile ihtiyar kurtlar ve nesli tükenen dinozorlar iş başında.
Bazen bunun Türke has bir hastalık olduğunu da düşünmüyor değiliz.
Ne var ki ileri batılı ülkelerde bulunan Türk varlığında, benzer hastalıklara rastlanmamaktadır. Bunca müteşebbis Türk insanı; genç yaşlarında bilim, siyaset ve ticaret alanlarında çok başarılı hizmetler vermektedir.
Peki, bu ileri ülkelerde gerçekleşiyor ve deplasmanda bile başarılı sağlanabiliyorsa; bizde, kendi sahamız olan Türkiye''de niye adam yetişmez! Efendim, "yetişmez" diyen kim?
Yetişir, yetişir! Bal gibi yetişir de, bizde yetişmeye uygun vasat mı var?
Yetişene uygun destek sağlanamıyor, uygun vasat oluşturulamıyor, yetişenlere de uygun kadrolar verilmiyor. Bizim elimizden gelse yemyeşil ormanları yaktığımız, süt kuzularını kestiğimiz ve yolları trafik canavarı olup kan gölüne çevirdiğimiz gibi; gencecik beyinleri "Diri diri toprağa gömeceğiz!" İşin en kötü yanı da bunu adalet için, hukuk adına yaptığımızı söylüyor ve övünüyoruz. Unutmayın! "Şairleri sessiz kalan (haykırmayan) bir millet sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir!" derler.
Şimdi artık; şairler, yazarlar, yorumcular, siyasiler, psikologlar, pedagoglar, sosyologlar, toplum mühendisleri ve insan hakları savunucuları "mezar taşı"ndan da beter soğuk ve suskun!.. Olsun buna da katlanırız da;
"Bari hukukçularımız susmasa, bizleri öksüz koymasa" diyoruz.
Üzülme Canan,
Vatan sağolsun!!!

