Kaydet
a- | +A

Çok şükür bizim de nur topu gibi adaylarımız oldu... Neredeyse bunalım yaşayacak hale gelmiştik!.. Bize de yazık değil mi canım? Bizi tek adaya, tek lidere, tek tercihe mahkum etmek olur mu... Olmaz tabii. Daha önce de yazmış ve yeri geldiğinde söylemiştik. Bu meclis daha çook aday çıkartır diye... "Her yiğidin gönlünde bir arslan"dan söz edilir. Bizim meclisimiz "Aslanlar" ve "Asena"larla dolu. Bizde yok, yok! "Ne ararsan var derde devadan gayrı..." İkibinli yıllar usta siyasetçilerin sahneyi terkedeceği yıllar olacaktır. Kırk yıllık usta politikacı "Demirel; Ecevit ve Yılmaz ikilisinin oyununa geldi... Öyle ki; üç yıllık uzatmayı değil, "beş artı beş"lik Anayasa değişikliğini bile onur kırıcı bulan Demirel, apar topar Güniz Sokak''a gönderildi. Şimdi sıra Ecevit''tedir. Ecevit yetersiz sandalye sayısına rağmen Başbakanlık''a taşınırken, "Çankaya" hesapları yapılmaktaydı. Belli pazarlıklarla Başbakanlık''a ve oradan da seçimlerin birinci partisi ünvanına taşınan "DSP ve Ecevit"in diyet ödemeden, bu "kumpas"tan sıyrılması çok zor olacaktır. "Yiğidi öldür, hakkını yeme!" derler ya, MHP ve Bahçeli aynen öyle. Cetvel gibi düzgün, su gibi berrak ve çelik gibi kararlı bir politika izleyen Bahçeli prim yapıyor... Ortalığı istilâ eden adayların çokluğu karşısında paniğe kapılan "Ecevit" uzlaşma adı altında kendi kararlarını ortaklarına dikte ettirmek sevdasındadır.

Ortak aday belirleme ve özellikle de parlamento dışına taşma isteklerinde dikkatli olunmalıdır. Bir defa "sol ve DSP"nin oyu ortada iken, sol ağırlıklı adayların pompalanması âdil ve dürüst bir yaklaşım olarak değerlendirilemez. Burada uzlaşma istekleri "DSP"den çok; "DSP" dışındaki sağ partilere ait olmalıdır. "DSP"nin % 20''lik bir oy oranı ile gerçek dışı bir liderlik rolü oynaması kabul edilemez. Yılmaz, uzlaşma talepleri ile Ecevit''e yaklaşmakla hata etmiştir. Şayet olağanüstü bir durum ortaya çıkmazsa, Yılmaz oyundan düşmüş sayılabilir. Berna Hanım''ın aylardır almakta olduğu "First Lady ve zarafet" dersleri de bu dönem için "güm"e gitmiş olacak!.. Adaylığını açıklayan parlamenterlere baktığımız zaman; bu açıklamaların gerçek niyetleri yansıtıp, yansıtmadığında tereddütler vardır. Bir taktik savaşının başlatıldığı zehabı veren "piyon"lar, pardon adaylar; Çankaya satrancında ileri sürüldü... Şimdi gerçekler ve sahteler tartışmasına girmeksizin, adayların biyografilerine kısaca göz atmak gerekecektir. Eşi, dostu, hemşehrileri meclis kadrolarına taşıyanlardan; sakal bıyık kazıtıp, türbanlı öğrencileri (seçmenlerini) toplantıdan kovalayan Türk büyüklerine (!) kadar bir sürü aday var. Hani şaibeli aday olmayacaktı? Öyle ya durup dururken, sırf "DSP" liderinin yetersizliğinden kaynaklanan parti liderlerinin " elimine" edilmesinin gerçek bir gerekçesi var mıdır? Zannetmiyoruz!.. Şayet parti liderleri aday olmayacaklarsa; o takdirde parti başkanlıklarından da çekilmeleri gerekir. "Ne ilgisi var? derseniz; Türk devlet yapısında (hiyerarşisinde) en üst ve en uç noktaya en "liyakatli" olanı taşımak gerekmez mi? Bunun "gereği"nin hepimiz farkındayız ancak; geçmişteki siyasi hayatımız geleceğimizi gölgelemekte, engellemekte ve "çözüm" yerine "kargaşa" doğurmaktadır. Bunca yıl bekledik. Üç beş gün daha beklemenin zararı olmaz! Dayanın güzel günler ileride...