Türkiye-İran ilişkileri uzun süre gündemimizi işgal edecektir. Tarih boyu komşu olduğumuz Farslar''la çok iyi geçindiğimiz söylenemez. Önce farklı iki orijinden gelmenin ayrılığı, sonra da aynı dinî inancı paylaşamamanın verdiği sıkıntılar... Doğruya doğru. Türkiye-İran ilişkileri komşu olmanın gereklerini yansıtmaktan çok uzaktır.
Aynı coğrafyayı paylaşmış olmanın zorlukları yaşanmaktadır. Tıpkı Ege''deki komşumuzla yaşananlar gibi... Hoş, durum İran için de farklı değildir. Irak ve Azerbaycan ilişkilerinde İran''ın da komşularıyla ilişkilerinde başarılı olduğu söylenemez. Yıllar süren İran-Irak savaşının daha yaraları sarılmadı. Bu acılar hâlâ canlılığını korurken, Türkiye''ye cephe açmak; sadece komşuluk yönüyle değil, stratejik yönden de akıl işi değildir. Değildir de Türkiye açısından ortada ciddi iddialar, ciddi ifadeler ve ciddi deliller vardır.
Buna rağmen Türkiye itidali elden bırakmıyor. İşin güzel tarafı Asya ve Avrupa''nın köprüsü Türkiye''nin barış ve huzur yönündeki kararlılığıdır.
Türkiye bölgede huzur ve istikrar arıyor. Huzur ve istikrar istiyor!.. İstemekle de kalmayıp, çok önemli adımlar atıyor. Bu adımların en önemlisi, Türkiye İran''la diplomatik ilişkilerini kesmiyor.
Bütün olumsuz şartlara rağmen İran''a "vize" uygulama yoluna gitmiyor. İyi komşuluk davranışlarına aykırı düşecek hiçbir tavır ve eylem koymuyor.
Peki ne yapıyor Türkiye? Belki birçoğumuza aykırı gibi gelse de, Türkiye ağabey tavrı ve olgunluğu ile meselelere barışçı çözümler arıyor... İşin en ilginç yanı diplomatik eylemlerin dışında hiçbir yaklaşıma fırsat vermiyor. Cumhurbaşkanı Sezer''in ilk defa başkanlık ettiği kritik Milli Güvenlik Kurulu toplantısında "ECO" zirvesi, Türk-İran ilişkilerinden bağımsız olarak ele alınıp inceleniyor. Kısacası; "Pire için yorgan yakılmıyor!" İşin gerçeği Türkiye''deki medyayı izleyen yabancıların tansiyonu yükselirken, karar beyinlerimiz gayet sağlıklı fikirler üretiyor.
Medyayı motive eden maddi ve manevi hususlarla devleti yönetenlerin düşünceleri çakışmıyor... Diğer bir ifade ile; "Papaza kızılıp, oruç bozulmuyor..." Yani? Yanisi manisi yok! Şayet aynı coğrafyayı paylaşmak zorundaysak, bazı şeylere de karşılıklı olarak katlanacağız.
Burada önemli olan "şer güçler"e fırsat vermemektir. Bunu da yöneticilerimiz usta bir şekilde yapmaktadır. Endişeye mahal yoktur!..

