Kaydet
a- | +A

Son günlerde yaşanan Yunan hayranlığına mânâ vermekte zorlanıyoruz. Deprem felaketi ile başlatılan yakınlaşma maalesef her geçen gün Türkiye''nin aleyhine artış göstermekte, gelecek hakkında endişeler doğurmaktadır.

Sözde dostluk mesajları veren Yunanistan''ın Kıbrıs''ı işgal tatbikatları devam etmektedir. Tilki ile karganın masalına benzer gelişmeler sebebiyle; ''peynir''in kaptırılması ihtimali ile yüz yüzeyiz...

Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Alemdaroğlu''nun üniversitesinde sempati dağıtırken, Nikiferos İşgal Tatbikat''ı bütün şiddeti ile sürmekteydi.

Benzer şekilde, ODTÜ''deki açılış törenine davet edilen Yunanistan Rektörler Komitesi Başkanı Spyros Kyritsiz''in de ağzından bal damlamaktadır. Aniden ortaya çıkan bu Yunan hayranlığı, pek hayra âlâmet olmasa gerektir.

Daha dün Batı Trakya''da tartaklanan Türk bakanını hatırlıyoruz. Don gömlek kapı dışarı edilen Yıldırım Aktuna acaba şimdi nerelerdedir?

Alemdaroğlu ve Sevük, Yunanlı konuşmacıların yanına eski bakanımız Yıldırım Aktuna''yı da kürsüye davet etmiş olsalardı, sanırım eşitlik sağlanmış olacaktı...

Batı enformasyon kanallarını elinde tutan Yunanistan''a Türkiye''deki iletişim kanallarını da peşkeş çeken basiretli (!) yöneticilerimizi candan kutluyoruz.

Propagandanın diplomasilerdeki önemini kavrayamamış olan yöneticilerin acısı, zaman geçtikçe daha da fazla hissedilecektir.

Taksim toplantısında konuşma yapan Yorgo Papandreu her vesile ile Türkiye''yi işgalcilikle suçlarken, biz süt dökmüş kedi gibi izliyoruz!..

Grivas''ın, Nikos Sampson''un ve Makarios''un adadaki Türklere yaptıkları ne çabuk unutuldu? Zeytinyağı misali hep üstte kalmaya çalışan Yunanlı yöneticilere gösterilen bu âlicenaplığı doğrusu çok kıskandık!

İyiniyet, hoşgörü ve nezaket her platformda ve herkese lâzım olan medeni davranışlardır. Ancak uluslararası ilişkilerde, işin evveliyatını bilmek ve buna göre tavır almak gerekir.

Türkiye tek taraflı aşklardan ve iyi niyetlerle verilen tavizlerden bıkmıştır. Dahası cehenneme giden yolların iyi niyet taşları ile örüldüğünü hâlâ anlamamakta ısrar edilmektedir.

Yunanistan''ın kendi tezlerinden ve tarihi emellerinden vazgeçtiğini düşünmek safdillik olacaktır. Bunun en büyük isbatı da son tatbikat ve bu tatbikattaki hedeflerdir.

Bu arada Fener Patriği''nin atraksiyonlarına da dikkat çekmek isteriz. Heybeliada papaz mektebi de dahil, unutulmuş birçok konu ısıtılarak yeniden gündeme getirilmektedir.

Batı Trakya''daki ''müftü'' ile Fener''deki ''patrik''i karşılaştıranlar; meselenin ciddiyetini daha da iyi anlayacaklardır.

Bizde Rum, Yahudi ve Ermeni ruhbanlarına sağlanan hak ve hürriyetlerin yüzde-birini bile göremeyen, zavallı Batı Trakyalı din adamlarını düşündükçe ağlamaklı oluyoruz.

Rum Milli Muhafız Ordusu eski EOKA''cılarla, Yunan kuvvetlerinin (hava, kara ve deniz) gerçekleştirdikleri müşterek tatbikat; Yunanistan''ın gerçek yüzünün en belirgin resmidir.

Barış ve yumuşamanın ilk adımı askeri tatbikat ve yığınaklara son vermekten geçer. Diğer bir ifade ile "Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!.." derler.

Propagandistlerinin ağzından bal akan Yunanistan''ın oyununa gelen Alemdaroğlu ve Sevük''ün bu konu hakkındaki düşüncelerini gerçekten merak ediyoruz.

Oyuna gelip gelmediklerini bir de kendilerinden dinleyelim!..