Kanun Hükmündeki "Kara" nağme işi tatlıya bağlanmış olsa da, çeşitli mihraklar boş durmuyor... İş Milli Güvenlik Kurulu toplantısında da ele alınarak, ülke ve millet menfaatlerine uygun mecraya getirilmiştir. Artık bu konuda daha fazla fikir beyan etmenin, hatta "lâfa limon sıkma"nın bir gereği yok!.. Yetkili ve/veya yetkisiz kimselerin çalakalem, uluorta açıklama ve konuşmaları ipleri gerdiği gibi, mutlu ve sağlıklı sonuçları da ertelemektedir.
Önce hepimiz kullandığımız terminolojiye dikkat etmemiz gerekmektedir. Söylenen sözlere, yazılan fikirlere bakan, Türkiye''yi iç savaş ortamına gelmiş zanneder. Bir defa bu rejim "muhalif"i ve rejim "düşman"ları tabirlerini bir tarafa bırakalım. Türkiye''de bir "rejim" hazımsızlığı olmadığını kabul edelim.
Çok partili demokratik hayat tarzına geçildiğinden beri çeşitli seçimler yapıldı. İnkıtalarda bile milletimizin gösterdiği sağduyu ve anlayış ortadadır. Bugüne kadar "PKK" da dahil, hiçbir terör ve anarşik eyleme halk bulaşmamıştır. Her ülke ve toplumda suç da suçlu da olacaktır. Hiçbir ülkeyi "steril" ortamlarda muhafaza etmemiz mümkün değildir. İnsanların da toplumların da günü gününe, saati saatine uymaz. O halde günübirlik davranışlara bakarak toplumun bütününün geleceğini tahmine kalkışmak yanlış sonuçlar doğuracaktır.
Bu arada bazı kişi ve kuruluşların hatta bazı partiler ve politikacıların ucuz kahramanlıklar taslayarak amigoluğa soyunmaları da hiç hoş olmamaktadır.
Efendim, Cumhurbaşkanı''mız bu "Kara" nağmeyi imzalamamış... Bu da yetmezmiş gibi ikinci sefer de "veto" ederek, tavır almışlar. Peki ne olmuş? Mesele normal mecraya girmiş ve konu Parlamento''ya havale edilmişse; ilâve beyanlara ne gerek vardır! Hele muhalefet partilerinin bu hukuki işlemlerden kendilerine pay çıkartma gayretleri üzücüdür. Neredeyse sahife sahife teşekkür ilânları verecekler! Devletin; "demokratik, lâik ve mevcut yapısı" hiçbir zaman ve zeminde tartışılmamaktadır. "Ülke bütünlüğü" hepimizin üzerine titrediğimiz bir olgudur. Bütün bunlara rağmen; "buluttan nem kapma"nın da manası yoktur.
Devlet ve karar beyinlerimiz vatandaşlarına güven duymalı, bu güveni arttırıcı tedbirler almalıdır. Güven sarsıcı tavır ve davranışlardan da kaçınılmalıdır.
İdare ve idarecilik bir sanattır. İki ucu keskin bir kılıç gibi olan yönetim gücünün dengeli kullanımı hüner ve yürek ister! Bu hüner ve yüreğe sahip olan Cumhurbaşkanı''mızın istismar edilmesine hiç kimsenin razı olmadığı ve olamayacağı bilinciyle, bu konuya nokta konulmalıdır!..

