Haftalardır devam eden Galatasaray fırtınası doruğa ulaştı. "UEFA" Kupası yarı final rövanş maçında Galatasaray''ın tur atlaması Türkiye ve Avrupa''da büyük sevinç yaşattı.
Kupa''da rövanş oynamak kadar, maçın olaysız son bulması da halen konuşulmaktadır.
Türk futbolu ve hatta Türk sporu artık Avrupa''da konuşulmakta, Türkiye sporcular için bir cazibe merkezi oluşturmaktadır. Şimdi gözler Kopenhag''ta oynanacak ''Final''e çevrilmiş durumda. Finalden iyi bir sonuçla ayrılmak kadar; olaysız bir maç oynamak da önemlidir. Aslında "holigan" dehşeti Avrupa''nın bildiği bir konu. Umarız gerekli tedbirler alınarak muhtemel holigan şiddetine imkân verilmez! Spor öncelikli olmakla birlikte, yabancılar konusu Avrupa gündeminden hiç düşmemektedir.
Hele Almanya''da bir taraftan yabancı düşmanlığı yapılırken, diğer taraftan da "Yeşil Kart" uygulamaları ile Alman ekonomisinin ihtiyaç duyduğu insangücü teminine çalışılmaktadır.
Eğitim ve mesleki kalite açısından yetersiz insan akınını durdurmak için olmadık tedbirlere başvurulmaktadır. Alman Anayasası''nda yeralan "sığınmacı" haklarının sınırlandırılması tartışmalarının daha uzun süre gündemi işgal edeceği anlaşılmaktadır.
Bu arada Almanya''daki Türk toplumunun din eğitimi ihtiyaçlarının temini konusundaki çalışmalar aralıksız sürmektedir.
Kamuoyu oluşturmak ve Türk toplumunda konsensüs sağlamaya dönük çalışmalara ağırlık verildiği gözlemlenmektedir.
Yeşiller Partisi''nin Türk asıllı Milletvekili Cem Özdemir "İslâm din dersleri" konusundaki açıklamaları ile yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı!.. Mesele tam açıklığa kavuşmuş değil. İşin gerçeği Türk tarafının tezleri de açık ve anlaşılır olmaktan uzak bir durum sergilemektedir.
Önce "Din dersleri"nin verilip verilmemesi konusunda birleşilmelidir. Burada Alman hükümeti ve Federal yetkililerin anlayışı takdire şayandır. Diğer bir ifade ile din dersleri hayatın bir parçası, eğitimin ayrılmaz bir cüzü olarak görülmektedir.
Burada tartışılan konu din dersleri değil, konuşma ve ders dilidir. Türklerin (ki sayıları toplam yabancılardan çok fazladır) din derslerini Türkçe almak istemeleridir.
Aslında çok küçük müdahale ve plânlamalarla bir engel de aşılabilir. Tarafların anlayışla meseleye yaklaşması çözüm için yeterli olacaktır.
Bu haftanın diğer önemli bir konusu da "Yirmi üç Nisan" kutlamalarıydı.
Ağırlıklı olarak Almanya''da ve Avrupa''nın diğer ülkelerinde "Yirmi üç Nisan" coşkuyla kutlandı. Paskalya ve Yirmi üç Nisan''ın aynı tarihlere rastlaması, katılım ve kutlamaları çok daha canlı hale getirmiştir.
Kanaatimizce müştereklikler arttıkça; entegrasyon kolaylaşacak, özellikle Türkler''in üzerindeki baskılar azalacaktır.
Her hal ve şartta önümüzde huzurlu, mutlu ve müreffeh günler olacaktır. Hayırlı haftalar!..

