Sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi ile değil, Avrupa Türkiye''nin pekçok sosyo-ekonomik problemleri ile ilgilenmektedir. Avrupa Birliği dememize rağmen, Avrupa tek ülke ve tek millet değil!.. Onların da kendilerine göre farklılıkları mevcut. Bütün bu farklılıklara rağmen, Avrupa''daki Türk varlığının problemleri hemen hemen aynı... Büyük ölçüde Avrupa''ya entegre olunmasına rağmen, özellikle din dersleri ve Türkçe eğitimi bütün Avrupa''da Türkler''in ortak problemi. Avrupa''daki Türk varlığı "iki arada bir derede" kalmış durumda. Birinci neslin Türkçe konusunda herhangi bir problemi yoktu. Doğrusu o dönemlerde en büyük ihtiyaç yabancı dil bilip, bilmemekte düğümlenmekteydi... İkinci nesil için; yabancı dil problemi büyük ölçüde çözümlenebilmiştir. Bugün üçüncü nesilde sadece yabancı dil konusu değil, aynı zamanda anadil, yani Türkçe de bir problem durumundadır. Almanya''nın birçok eyaletinde artık Türkçe derslerinin kaldırılması gündeme gelmiştir. Ana dilin öğrenilmesi insan hakları açısından da sarf-ı nazar edilemeyecek bir haktır! Bu hakkın kısıtlanması teorik olarak mümkün değildir. Pratikte bu tür uygulama isteklerinin yargıdan döneceği de gün gibi açıktır. Bu hukukî gerçek sadece Almanya için değil, bütün Avrupa için geçerlidir. Çünkü Avrupa''da hukuk ve adlî uygulamalar "kılı kırk yarmaktadır!.." Adaletin Avrupa''da ne ölçüde önemli olduğunu anlayabilmek için; pek fazla tahsil, terbiye ve incelemeye gerek yoktur. Bu coğrafya ve bu kültürde üç beş gün kalan biri "yabani hayvanların bile insanlarla iç içe yaşadığını" kolayca müşahede eder. Bu iç içelik, bu birliktelik; eğitim ve kültür meselesidir evet bu doğrudur! Ancak çok ciddi bir adalet kavramının hakim olduğu da bir gerçektir. Adaleti ile meşhur olan Hz. Ömer döneminde "Kurtlar ve koyunların birlikte dolaştığı" rivayet edilmektedir... Bugün Avrupa''da insanlar ve yabani hayvanların bu birlikteliğini sağlayan herhalde; çok ciddi bir adlî sistemin varlığıdır. Subjektif gibi görünse de bu tesbitimize kulak verilmelidir. Bu yönüyle anadil eğitiminin men edilmesi, Avrupa hukuk sistemi açısından hiç mümkün değildir. Yabancıların Avrupa''ya entegrasyonu gerçekten önemlidir. Ancak entegrasyon ve asimilasyonun çok ayrı şeyler olduğunu bir defa daha belirtmek gerekir!..
Ermeni tezgâhı... Önceleri Amerika''da başlatılan sözde Ermeni kıyımı masalları, daha sonra Fransa''ya sıçramış; hatta Türkiye-Fransa ilişkilerini de olumsuz yönde etkilemişti. Nisan ayı ile birlikte Avrupa''ya yayılan Ermeni kara propagandaları, maalesef Almanya''da da çifte standartlarla zımnen desteklenmektedir. Berlin başkonsolosluğumuz önünde miting düzenleyen Ermeniler''in taşkınlıkları Alman polisi tarafından da desteklenmiştir. Gazetemiz muhabirlerini de taciz eden Ermeniler''e tanınan bu tolerans sonrasında; "Türkler"e karşı sürdürülen "ırkçı" saldırıların artmasından endişe duyulmaktadır. Ermeni komitacılarına taviz verilmesinin tarih boyu verdiği zararları hepimiz biliyoruz. Özellikle de "Berlin"in sabıkalı bir şehir olduğu da dikkate alınırsa, Alman güvenlik güçleri "ateşle oynamakta"dır. Lütfen tahriklere kapılmayalım! Hayırlı haftalar...

