Kaydet
a- | +A

Her hafta Avrupa''nın nabzını tutanlar, bu hafta Türkiye''nin nabzını tutmak zorunda kaldılar. Diğer bir ifade ile Avrupa''nın gözü, kulağı geçen hafta Türkiye''deydi... Önce Cumhurbaşkanlığı seçimi, sonra da; uluslararası Avrupa Birliği Şûrası geçen hafta Avrupa gündemine oturdu. Türkiye''nin onuncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''in kişiliği ABD''den Azerbaycan''a kadar bütün ülke ve toplumlarda ilgi uyandırdı... Asker ve politikacı olmayan ilk cumhurbaşkanımız, genelde dış basında müsbet yorumlara yolaçtı. Özellikle de "demokrasi ve laiklik" konularındaki hassasiyeti ile Sezer''in gelecek vadettiği ortak görüş halindeydi. Uygulanmakta olan ekonomik programlar açısından da olumlu sinyaller aldığımız Sezer için diplomatik nezaket kuralları içerisinde müsbet duyguların ağırlık kazandığını söyleyebiliriz! Hukuk ve adalet orijinli Sezer''e karşı duyulan sempatinin ardında çaresizlikten çok beklentiler ağır basmaktadır. Özellikle Alman basınında eski Çankaya alışkanlıklarının sona erdiği ve yeni bir dönemin başladığı vurgulanmaktaydı... Bu arada Avrupa basınının biraz da kabuk tutmuş yaraları kaşıma alışkanlıkları sezilmedi değil! Bilhassa ifade özgürlüğü ve insan haklarını öne sürerek batının beklentileri propaganda edilmeye çalışıldı. Bu gayretlerin uzun süre devam edeceği de gözlenmektedir.

Liberal İslâm Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından İstanbul''da düzenlenen "Avrupa Birliği Şûrası" çok ilginç tartışmalara sebep oldu.. Denilebilir ki; bu organizasyonu gerçekleştiren "Diyanet İşleri Başkanlığı" en çok tenkit alan kuruluş oldu!.. Bu tenkitler organizasyonla ilgili olmayıp, genelde Türk devlet yapısı içerisindeki yerden kaynaklanmaktaydı... Leiden Üniversitesi Profesörlerinden Dr. Groot; Diyanet İşleri Başkanlığı''nın Hollanda''da devlet olarak algılandığını ve vatandaşların yerel dini örgütlenme ihtiyacına cevap veremediğini gündeme getirmiştir. Diyanet''in "Devlet"e bağlı olmamasını önşart olarak kabul eden Batılılar; "devlet"in dinden el çekmesi gerektiğini vurgulamaktan geri kalmadılar. Diyanet İşleri Başkanımızın çok zorlandığı yapı ve işleyişiyle ilgili açıklamalarının taraftar bulduğunu söylemek güçtür. Ne var ki; gerek "Batı" ve gerekse "Diyanet"in Liberal İslâmın "ne menem" birşey olduğunu anlatmakta başarılı olamadığı görülmüş oldu. Önümüzdeki günlerin "gündem"ini yine "İslamiyet" oluşturacaktır!..