Hüzün ve sevinci birlikte, iç içe yaşadığımız bir hafta geçirdik. Hollanda''nın Enschede şehrinde yaşanan büyük patlama bu bölgeyi harabeye çevirdi. Onyedi kişinin öldüğü, ikiyüz kişinin yaralandığı ve dörtyüzden fazla konutun yerle bir olduğu bu felaketin de sebebi "ihmal". "Olan olduktan" sonra dövünmek, ağlamak ve üzülmek para etmiyor!.. Hollanda Başbakanı Wim Kok, Prens Willem Alexander, Enschede Belediye Başkanı, Hollanda Büyükelçimiz Aydan Karahan ve yüzbine ulaşan büyük bir topluluğun geçtiğimiz Cumartesi günü yapmış oldukları "sessiz yürüyüş" gidenleri geri getirmeyecektir. Acılar ve hüzünlerin paylaşıldıkça azalacağı düşüncesinden hareketle bu dayanışmayı kutluyor ve teşvik ediyoruz. Ancak yine de "tedbir" alınmasının gereğini bir defa daha vurgulatmaktan kendimizi alamıyoruz.
Başarının adı Geçen hafta Avrupa''yı yerinden oynatan Galatasaray''ın başarısı hepimizi coşturdu. Dile kolay! İngilizlerin en meşhur ve en güçlü ekibi Arsenal''in dize getirilmesi az iş değil. Zaten geçen hafta Galatasaray ile yatıp kalktık. Söylenmedik birşey kaldı mı bilemiyoruz. Önce bu müthiş başarıya imza atanları yürekten kutladığımızı söyleyelim. Yıllardır yapılamayan dünya çapında bir tanıtım yapıldığını da unutmayalım. İşi Türkiye''yi tanıtmak olan kurum ve kuruluşların Galatasaray''a destek ve teberruda bulunmaları da tabii karşılanabilir. Ancak, bu konuyu devletin kasasına monte edip, kit kaynaklarımızı bir kulübe tahsis etmek ne derece uygundur, bilemiyoruz! Önce konu bir hükümet ve devlet meselesi değildir. Sonra da bütçe kanununda yeralmayan harcama kalemleri için bu tür teklifler getirmek uygun olmamıştır. Geçimini spordan sağlamış ve halen spor yazarlığı yapan bir Galatasaraylının bu samimi ancak yasal olmayan isteğini de pek ciddiye almamak gerekir. Bu başarının primlerinin de belli ölçülerde "UEFA" tarafından Galatasaray''a aktarıldığı düşünülürse işin "abartıldığı" hemen anlaşılacaktır.
Ufak ufak İngiltere Başbakanı Tony Blair dördüncü kez baba oldu... Bu mutlu haberi hepimiz duyduk. Ancak bütün hükümet işlemlerinin durmasına ilk kez şahit oluyoruz!.. Almanya''da Schröder''in vergi reformu Federal Meclisten geçmesine rağmen tamamen 2005 yılında yürürlüğe girecek. Böyle bir planlamaya şapka çıkartılır doğrusu. Irkçılık ve entegrasyon konularındaki fikir ayrılıkları sadece geçen haftanın değil, geçen ayın hatta geçen yılların bir problemi. Yirmibirinci yüzyıla girmemize rağmen bunca mesele arasında hâlâ mı ırkçılık demeyiniz. Burası Avrupa her şey olur!..

