Kaydet
a- | +A

Akaryakıt fiyatları protestosu ile kilitlenen Avrupa, zor bir hafta yaşadı... İlk kez Fransa''da başlayan protestolar; daha sonra Belçika, Almanya ve İngiltere''yi sardı ve sarstı... Fransa Hükûmeti protestolar karşısında geri adım atarak, vergi indirimine gitmek suretiyle protestoları bir nebze azaltabildi. Diğer ülkelerde de, benzer tedbirlerle vatandaş yükünün hafifletilmesi çareleri aranmaktadır. Avrupa''da yaşananları görünce kendi ülke ve toplumumuzu düşünüyoruz. Özellikle "LPG" hakkındaki "Karakuşî" kararlara üzülmemek elde değil!.. Gerçi bizdeki "Karakuşî" kararlar hemen her alanda normal karşılanır hale geldi ya neyse... Geçen haftalarda yaşanan "Euro" şoku hâlâ etkisini sürdürüyor. Frankfurt''taki Avrupa Merkez Bankası, "Euro"yu faiz gelirleri ile destekleme kararı aldı. Avrupalı karar beyinlerinin Avrupa ekonomisinin güçlülüğünü kanıtlamak istercesine, hep birlikte "Euroyu desteklemelerini normal karşılamak gerekir.

Anayasa çalışmaları! Alman Cumhurbaşkanı Johannes Rau ortak para birimi "Euro" gibi; ortak bir "AB anayasası" hazırlanması gerektiğini belirtiyor. Bunun gerçek bir ihtiyaç olduğunu iddia eden Rau''nun Avrupa temel haklar yasasından etkilendiği söylenmektedir. "Tek ülke, tek bayrak" felsefesine benzer anlayışları yansıtan Rau''nun aslında önceki dönem Başkanı Herzog''u taklit ettiği görülmektedir. Türk-Alman ilişkilerinde de benzer bir tutumu sergileyen Alman Hükümeti "Leopar-II" tanklarında Yunanistan''ı kayırarak, Türkiye''yi devre dışı bıraktı. Mermi fabrikası ile ilgili antlaşmayı imzalayan Almanya; her nedense Türkiye''ye tank vermemekte kararlı... Türkiye''yi bir türlü AB üyesi göremeyen Almanya''nın bu çifte standardı, ilişkileri sürekli etkilemekte; "NATO" üyesi ülkeler arasında dahi subjektif değerlendirmelere sebebiyet vermektedir.

Bir değil, iki "dev"in düşüşü!.. 27''nci Olimpiyat Yaz Oyunları''nın açılışında yer yerinden oynadı. Avustralya''nın müthiş performansı hepimize parmak ısırttı. Neden "Sidney" de, "İstanbul" değil diyenler, herhalde nedeni en açık bir şekilde anlamış ve görmüş oldular. Türkiye açısından bir iyi ve bir kötüyü yaşadık. Umarız judoda yaşadığımız iyilikler gibi daha nicelerini yaşarız. Halil Mutlu, hepimizi mutlu etti. Sağolsun, varolsun! Daha nice başarılarını alkışlamak istediğimiz gençlerimize de Süleymanoğlu örnek olsun... Halter podyumu ile defile podyumunu karıştıran sporcuların acı sonunu, dramını birlikte yaşadık. Keşke "efsane" eskisi gibi zihinlerde kalabilse ve o çöküşü yaşamasaydık. 145 kilonun altında ezilen küçük dev adam, cep herkülü; bütün sporcularımıza örnek olmalı. Bu işin oyuncak olmadığı bilinmelidir. Diğer bir üzüntü konusu da "Fenerbahçe" ve Mustafa Denizli. Sanki Naim ve Denizli ayrı branşlarda aynı sonu paylaştılar. İkisi de sayı saymasını beceremeyip, sayıların dayanılmaz ağırlığı altında ezilip gittiler. Ne diyelim? "Kendi düşen ağlamaz!" Ha bu bize ders olsun!.. Hayırlı haftalar.