Frankfurt-
Sadece Avrupa''nın değil, dünyanın da gündemi "spor"du geçen hafta... Bütün dünya adeta Sidney''e kilitlenerek ileri ülkelerin "spor show"unu izledi.
Azgelişmiş ülke sporcularının tek tük başarıları kaale alınmazken, onlar da oyunların "dekor"u olmaktan ileri geçemediler.
"Spor"un yanısıra Avrupa''daki seçimler ve bir "zirve" de, geçen haftaya damgasını vurdu. "IMF" ve Dünya Bankası (DB)''nın Prag''daki yıllık toplantısında yaşanan "protesto"lar hepimizi şaşırttı...
"IMF" ve "DB" politikalarının dünya çapındaki başarılarını (!) anlayabilmek için Prag''daki "protesto"lara bakmak yeterli olacaktır.
Küreselleşmenin günah keçileri "IMF" ve Dünya Bankası "DB" yoksulluk ve işsizliğe çare olamadığı gibi olumsuzlukları da daha geniş alanlara ve kitlelere yaymış oldu... "Refah"ın adil paylaşımının sağlanamadığı yeni dünya düzeninde, "protesto" eylemlerinin "şiddet"e dönüşebileceği korkusuyla, artık "IMF" ve "DB" toplantılarına (zirve) hiç kimse talip olmak istememektedir.
"AB" yol haritası
İğneden ipliğe, yediden yetmişyediye hepimizi hizaya sokacak olan plân yürürlüğe girdi.
Bakanlar Kurulu belki de ilk defa Türkiye''nin geleceğini görüşme imkan ve fırsatı buldu. Bu görüşmede "İnsan Hakları Üst Kurul" raporu esas alınmış olsa dahi, asıl itici güç ve talep Avrupa''dan geldi.
Bu rapor bile "AB"yi tatmin etmekten uzak olsa da, anayasal kuruluşlarla mutabakat sağlayabilecek elastikiyette olduğundan "şimdilik" kaydı ile "kabul" görür gibi oldu.
Raporun tamamına ulaşma fırsatı bulamasak da, basına intikal ettiği kadarıyla; "ihtiva" ettiği konular itibariyle bu raporun mutlu sona ulaşmasına ömrümüz yeter mi bilemiyoruz!..
Sadece çalışma hayatı, yargı sistemi ve insan hakları konuları bile, bizim neslin göremeyeceği hususlar olacaktır.
Koalisyon ortaklarının "AB Uyum Yasaları" açısından tam bir "uyum"
içerisinde oldukları ötedenberi bilinmektedir. Bir de şu "müzevir"ler olmasa biz zaten "kök"üne kadar Avrupalı ve tamı tamına Batılı bir ülkeyiz! Zaten Bakanlar Kurulu toplantısı yapılması ihtiyacı da bazı anayasal kurumların itirazlarından kaynaklanmadı mı?..
Hele "Uyum" içindeki koalisyon ortaklarının, hangi konuda "uyum" içinde olduklarının tartışılması hususu tam bir "uyum"sergiliyordu..
Biz "AB" üyeliğimiz hakkında Avrupa''yı kandıramayacağımıza göre kendimizi kandırarak "mutlu" oluruz.
"Rapor"un resmi belge değil de referans olarak kabul edilmesi, koalisyon ortaklarının samimiyet göstergesi oldu.
Başbakan Yardımcısı Yılmaz ve Dışişleri Bakanı İpekçi''ye göre "AB" çantada keklik. Üç beş art niyetli kişi ve grupların kötü propagandaları "AB-Türkiye" ilişkilerini etkileyemeyecektir.
Bu açıklamalardan sonra kendimizi "feza"da yaşıyor zannettik. Ya biz yahut yöneticilerimiz yanılıyor.
Bakalım zaman kimi haklı çıkartacaktır.
Hayırlı haftalar...

