Kaydet
a- | +A

İki haftadan bu yana dünyayı televizyonların başına "çivi"leyen 27''nci Olimpiyat Oyunları sona erdi. Barış ve kardeşlik aracı olarak görülen "spor"un; ne denli büyük bir sektör haline geldiğini, getirildiğini hep birlikte gördük ve yaşadık...

Bu sektörde ve her sektörde "tanıtım"ın önemini daha da iyi kavradık. 2004 Olimpiyatlarının sahibi belli oldu. Hiç

olmazsa 2008 için ciddi bir "talep" içine girmenin plânlarını yapmalıyız.

Sidney''deki "açılış" ve "kapanış" kadar organizasyon da mükemmeldi. Avustralya bir ülke olmaktan çok, bir "kıta" olmanın büyüklük ve zenginliği ile hepimizi mestetti... Büyüledi...

Türkiye açısından bu olimpiyat oyunlarının bir "sükut-u hayal" olduğunu kabul etmeliyiz. Mesele üç beş madalya meselesi değildir! Mesele iç huzursuzlukların "dış"a yansımasıdır.

Bizden daha küçük, bizden daha fakir ve bizden daha güçsüz çok ülke vardı. Ancak bizden daha "dağınık" ve bizden daha "tutar"sız başka ülkeler ve sporcular var mıydı bilemiyoruz.

Herkes "Mersin"e giderken, biz galiba "tersine" gidiyoruz. Bu tersliğin sebepleri iyi tesbit edilerek, tedavi edilmesi gerekir. Aksi halde olimpiyatlara evsahipliği yapmak bir yana belki de iştirakimiz bile tehlikeye düşecektir!.

Bitmeyen belâ ırkçılık!

Almanya ve hatta Avrupa''nın gündeminde yine "ırkçı"lık ve "ırkçı"lar vardı. Federal meclislerde "ırkçı"lığı sürekli tel''in eden partiler ve parlâmenterlere rağmen, sokaktaki "ırkçı" saldırılar durmuyor.

Irkçı parti "NPD"nin Münih''teki teşebbüsleri bu görüşe destek veren en belirgin kanıttır. Neyse ki; sağduyu sahibi Almanlar bu iç kargaşaya fırsat vermeyerek "yabancı"lara iyiniyet ve anlayışla yaklaşmaktadır.

İsviçre''deki benzer durumda yine "sağduyu" galip geldi. İsviçre''deki yabancı oranının "% 18"e düşürülmesini öngören kanunla ilgili "referandum"; ırkçıların talebi hilafına mutlu sonla noktalandı.

Yabancılara "hayır!" oylamasında, İsviçreliler "% 60" gibi büyük bir çoğunlukla "ırkçı" görüşleri ve talepleri reddettiler.

Gerçi yabancıların vatandaşlığa geçme isteklerini, İsviçre usta manevralarla geçiştirmektedir. Ancak yine de bu tür bir sonuç yabancılar kadar, huzur ve istikrar arayan İsviçreliler''i de sevindirmiştir.

Ermeni tasarıları!

Geçen haftanın bir önemli olayı da "ABD"deki Ermeni soykırım yalanının "red"diyle yaşandı.

Her seçim öncesinde "çaylak" adayları avlamaya dönük Ermeni yalanlarına alışmıştık. Ancak bu defa "Ermeni lobisi" her zamankinden daha çok "para" ve "imkân" saçtı. Bunun sonucunda da tasarı öncekilerden farklı olarak ele alındı.

Zamanındaki müdahalelerle diyemeyeceğiz, ancak "ABD" yönetiminin uyanık tutumu ile karar direkten döndü.

Bu arada Türk Ermeni Patrikhanesi''nin "zevahir"i kurtarmak babındaki bir sayfalık "müspet" bir sayfalık da "meşkûk" iki sayfalık açıklamasından sözetmek gerekir.

"Yumurta kapıya geldi"ğinde yapılan bu açıklamanın "samimiyet"ine inanmak isterdik. Ancak eldeki veriler ve Ermeni vatandaşlarımızdan bize ulaşan bilgiler buna mani olmaktadır.

Şimdi sıra Fransa''dadır. Daha vakit varken "Mutafyan"a sesleniyoruz. Fransa ve Hollanda''ya da birer "mektup", hatta "ziyaret" lütfen!

Hele Hollanda''ya ziyaret şart. Malum ya bir de; "PKK''ya devlet ödeneği ile silâh satınalma" konusu var!..

Hepinize iyi haftalar.