Haftanın bombası Balkanlar''da patladı. Bilinen, beklenen ve özlenen bir "son"la, insan kasabı Miloşeviç dönemi kapandı...
Çağdışı bir diktatör ve yüzbinlerce masum insanın katili Miloşeviç''i yine halk devirdi. "Zor oyunu bozar!" derler ya; aynen öyle oldu ve "oyun" bozuldu...
Kostunica''nın sicili bir önceki diktatörden daha iyi değil, ancak olanlardan sonra artık "kasap"lık devrinin kapandığı "insanlık" devrinin başladığı herhalde anlaşılmıştır.
Sırp zulmü, Sırp vahşeti ve Sırp taassubu Miloşeviç ile tavan yapmıştı... Umarız Kostunica, milliyetçilikle ırkçılık arasındaki "fark"ın farkına varır da, hem Balkanlar hem de dünya rahat eder.
"Zulüm" ile payidar olunamayacağı bir defa daha görülmüş oldu.
Büyük birleşme
Doğu ve Batı Almanya''nın birleşmelerinin onuncu yıldönümü 3 Ekim''de Dresden''de kutlandı.
Bu tarih sadece Almanya ve Almanlar için değil, Avrupa ve hatta dünya için de bir kilometre taşıdır.
İki cihan harbinin de merkezinde yeralan Almanya''nın "güç" haline gelmesi "doğu"dan çok "batı"nın endişesiydi. Hal böyle olunca da bu birleşme sonrasında çok farklı görüş ve düşüncelerin olması normaldir.
Onuncu yıl kutlamalarına katılan Cumhurbaşkan''ı J. Rau, birleşmenin mimarı Helmut Kohl''ü överken, bu anlamlı toplantıda Kohl yoktu...
ABD Dışişleri Bakanı Albright, Fransa Cumhurbaşkanı Chirac gibi ünlü siyasilerin katıldığı bu toplantıya Kohl''ün katılmama sebebi "Yolsuzluk"
"Büyük başın büyük derdi olur." derler ya her nedense bu büyük başlarda yolsuzluk ve skandallar hiç eksik olmuyor!..
Biz de birleşmenin onuncu yılını kutluyor ve insanlığa hayırlar getirmesini diliyoruz...
Avrupa''ya lâf anlatmak!
Futbolla sesimizi bir nebze duyurduğumuz Avrupa''ya, her nedense siyasi manada kendimizi duyuramıyoruz. "AB"den sorumlu bir başbakan yardımcımız olmasına rağmen işler yürümüyor...
Nasıl yürüsün ki? Aynı kabineden ve aynı partiden bir bakanın bile kendisini ifadede zorlandığı bir sosyo-politik yapıyı Avrupa''ya taşımak gerçekten de çok zor.
"Aşağısı sakal, yukarısı da bıyık!" ikileminde kalan Türkiye''nin "AB" üyeliği "hayal" iken, şimdilerde "serap"a dönüşmektedir.
Doğu Avrupa ülkelerinin "AB"ye girişleri takvime bağlanırken; Türkiye''nin ekonomik, sosyal ve politik yapı olarak "AB" üyesi olamayacağı açık açık belirtilmektedir.
1974-1982 yılları arasında Almanya Başbakanı olan Helmut Schmidt''in "Die Zeit" gazetesine verdiği beyanatta kültürel farklılık gerekçesinin bile üyeliğe mani olduğu vurgulanmaktadır.
Bu iş bir başka bahara kaldı diyerek kendimizi aldatmayalım. Akılcı ve gerçekçi politikalarla kendimize bir yol çizelim!
Hepinize hayırlı haftalar...

