Türkiye''nin Avrupa Birliği üyeliği yılan hikayesine döndü... Avrupa''da beş milyonu aşkın yetişmiş insan gücü, büyük ölçüde entegre olmuş ikinci ve üçüncü nesil gençlerimize rağmen üyelik mevzuu tam bir "hayal" durumundadır.
"AB"den sorumlu Başbakan yardımcısı Yılmaz ve Büyükelçi Volkan Vural''ın Brüksel ziyareti sonuçları hiç de olumlu değildi.
Türkiye''nin coğrafi ve kültürel farklılıkları bahane edilerek; "üye"lik yerine özel bir "partnerlik" statüsü verilmesi gündemdeydi... Acar pazarlamacılar misali; "tuvalet kağıdı yerine zımpara kağıdı" teklifine benzer bir yaklaşımın kabulü mümkün değildir. Hoş bizim "kabul"ümüzü de takan yok ya neyse... Şimdi gele gele yine işin başına döndük. "Kırk satır mı, kırk katır mı?" sorusuna bakalım ne cevap verilecektir. Gerçi din farklılığı açıkça gündeme getirilmemektedir. Ancak rahmetli Özal''ın "Hristiyan Kulübü" tesbiti de yabana atılmamalıdır.
Bizim "ABD"yi örnek göstererek Avrupa''ya "çok dinli, çok kültürlü" bir yapı önermemiz pek de ciddiye alınmamakta; Türkiye''nin üniter yapısı ve işleyişiyle cevap verilmektedir.
Avrupa Birliği''ne üyelik konusunda Türkiye "dişi" bir yaklaşım sergilemiştir. Hep "verici" olan ve hiç "alıcı" olamayan Türkiye''nin "AB" üyeliği şansı giderek azalmaktadır.
Aradan uzun yıllar geçtikten ve "AB" popülaritesini, fonksiyonlarını kaybettikten sonra, Türkiye davet edilebilir ve hatta üyeliğe de kabul edilebilir. Ancak "bade harab-ül Basra" yani iş işten geçtikten ve tren istasyondan kaçtıktan sonra!.. Avrupa Türkiye Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Gümrükçü''nün de belirtmiş olduğu gibi; Türkiye Gümrük Birliği''ne 1996''da değil, Karma Protokol''ün imza tarihi olan 1970''te girmiştir.
Ancak "AB" hukukundan doğan haklarımızı kullanamadığımız, takip edemediğimiz ve talep edemediğimiz için, hep "dişi" taraf biz olmaktayız. İşin aslı "Şeytan taşlamaktan namaz kılmaya fırsat bulamıyoruz!" varsa yoksa; türban, irtica ve yolsuzluklar, gerisi lâf-ü güzaf. İyi şeyler de oluyor Avrupa''da her şey kötü ve aleyhimize de değil. Büyük gelişmeler ve ciddi aktiviteler de mevcut. Ancak gönlümüz bunlarla yetinmeyip, daha iyilerini istiyor... Gazeteniz Türkiye iyiye, doğruya ve güzele olan "koşu"sunu sürdürüyor. Hafta sonunda Türkiye Gazetesi Avrupa muhabirleri seminerinde güzel "an"lar ve "anı"lar yaşadık.
Karikatürist Yurdagün Göker, Spor Müdürümüz Sadık Söztutan, velûd yazarımız Ahmet Sağırlı ve TGRT Spor Müdürü Ekrem Özdamar Frankfurt tesislerimizde bizlerle idiler. İhlas Medya Center ve Türkiye Gazetesi Avrupa Baskıları Koordinatörlüğü''nün birlikte organize ettiği bu seminerde tecrübe, sanat ve teknoloji iç içeydi.
Emeği geçenleri kutluyor ve hayırlı haftalar diliyoruz!..

