Kaydet
a- | +A

Yetmişini devirmesine ve ciddi sağlık problemlerine rağmen, Ecevit kullandığı dil ve eylem yönüyle hâlâ dinç, hâlâ delikanlı.

Ecevit değişti diyenler mi haklı, yoksa Ecevit''e alışıldı mı bilemiyoruz. Ne var ki çark dönüyor ve Türkiye bir şekilde yönetiliyor...

Ömrünün sonbaharında icrayı sanat etmek, her sanatçıya nasip olmaz. Bu imkânı veren milletimize de medyun-u şükran olunmalı diyoruz.

''Ecevit ve İdam'' yanyana yazıldığında insanın içi ürperiyor. Ecevit kırk yıllık politik hayatında kime haddini bildirip, kime insancıl davranacağını çok iyi bilmiş, bu bilgisinden de hiç şaşmamıştır.

Gündem sıkça değişse de; zamlar, hayat pahalılığı, vergiler ve terör son otuz yılın değişmeyen kalemleri!..

''İdam'' sadece günümüzün konusu değil. Aynı ''kaos''u altmışlardan, seksenlerden sonra hep birlikte yaşadık. O gün ''çağdaş Türkiye'' ile idamları bağdaşır bulanlar; bugün Öcveren''e hâmi olmuş durumda...

Dahası, ''ABD''ye yakışan ve ''ABD'' ile bağdaşan idamlar; ''AB'' üyeliği ile niye bağdaşmaz?

Hem sonra ''AB'' üyeliğinde bekleme odasına alınacak olan Türkiye''nin, ikibinli yılları da heder edilmeyecek midir?

Meseleye ''AB'' üyeliği açısından yaklaşanların, konuyu çözme ihtimalleri yoktur. Çünkü Türkiye''nin sosyo-ekonomik yapısı bazı yatırımları zorunlu kılmaktadır.

Bir taraftan toplantı ve gösteri haklarını kullananları ''idam''la yargılarken, diğer taraftan da; otuz bin kişinin ''katili''ni idam etmemek, tutarlı bir davranış değildir.

Türkiye hiç bitmeyen ve sonu gelmeyen bir geçiş dönemindedir. Bu geçiş dönemi bitirilmedikçe, taşların yerli yerine oturması zordur.

İşte ''af'' konusu. Gereksiz bir kalkışma ile gündeme gelen ''af''; ''içimize sindiremediğimiz'' için düğüm oldu, dert oldu...

Hiç yoktan pompalanan bir suni istekle tırmandırılan beklentilere, zamanında cevap verememenin sıkıntıları çekiliyor.

''Cezaevleri'' toz duman. Hele ''idam'' cezaları da askıya alındıktan sonra, cezaların caydırıcılığı lâfta kalmaktadır. Devlet bazı yaptırımlarından fedakârlık edince, sonuçlarına da katlanmak zorundadır.

Koalisyonların tabii sıkıntıları sebebiyle hükümette düzensizlik başlamıştır. Dikkat edilirse ''YÖK ve idamlar'' konularında ortaklar arasında uçurumlar var!..

Çaktırmadan tribünlere oynayan DSP, Çankaya ile ilişkilerinde de koalisyon ortaklarını zor durumda bırakmaktadır.

Sadece Öcveren ve Gürüz konuları bile; hükümette tortular bırakmakta, ilişkileri soğutmaktadır.

Bahçeli liderliğindeki ''MHP''nin dengeli ve ölçülü hareketleri, tavır alma raddesine gelmiştir. İşin gerçeği ''MHP''; kilit parti olmak yerine, anahtar parti olmayı seçmiş ve bu tercihinde de başarılı olmuştur.

Açıkçası geniş kitlelerin teminatı haline dönüşen ''MHP''; ikibinli yılların rakipsiz lideri olacaktır. Bu bir bakıma kemikleşmiş bürokrasinin de kurtuluşuna imkân sağlayacaktır.

Biz şahısların dar değerlendirmeleri ve sığ görüşleri ile kendimizi sınırlamadan açık olmalıyız. Açık oynamalıyız!..

''Batı'' bizim için ''biz''den daha önemli olmamalıdır.