Kaydet
a- | +A

Ülkemizde yaşananları anlayabilmek mümkün değil. Dün "ak" dediğimize, bugün "kara" demek gayet tabii bir davranış haline geldi... Bir "özel"leştirme histerisine kapılıp, yıllarca boşa kürek çektik. Sudan ucuz fiyatlarla, birilerine "peşkeş" çekerek özelleştirdiğimiz birçok tesis ve bankayı; daha sonra tekrar kamulaştırarak milyarlarca dolarlık borç yüklerinin altına girdik.

"Hırsız"a, "uğursuz"a, "ahlaksız"a şapur şupur; memura, işçiye, dar ve sabit gelirliye gelince Yarabbi şükür! İşte bu olmadı. Ayıptır, yazıktır. Fakir fukarayı size "beddua" etmeye zorlamayınız...

Geçen yıldaki bütçe görüşmelerinde aynı hata yapıldı ve çilekeş milletimiz bu haksızlığı "sineye çekti". Muhal ve mutasavver bir enflasyona göre bu tür bir ayarlama yapılması milletle alay etmektir.

Enflasyonu önce belirttiğiniz seviyeye indirin, daha sonra konuşmaya ve icraata yüzünüz olsun.

Bu bütçe sadece koalisyon (iktidar)ın bütçesi değildir! Bu bütçe Büyük Millet Meclisi''nin bütçesidir. Bu bakımdan bütçeden dolayı yalnız "iktidar" değil, "muhalefet" de "töhmet" altındadır.

Bir taraftan memura temel ihtiyaçlarını karşılayacak maaş veremezken, diğer taraftan başta meclis kadroları olmak üzere; "kaymak" mevkilere eş, dost, akraba doldurmanın âlemi var mı?

Tıka basa doldurduğumuz bu kadrolara "IMF" birşey demiyor veya diyemiyorsa, yıllarını devlete adamış işçi memur ve emeklilere nasıl tahakküm edebiliyor?

2001 bütçesi bu haliyle meclisin değil, "IMF"nin bütçesi olabilir. Hele 24 Ekim''de gelmesi beklenen "IMF"nin "tırpan"ından sonra bu bütçeyi Meclis Genel Kurulu''nda oylayacak olanların vay haline!..

Cottarelli''nin Ankara''ya geliş tarihi ise 29 Ekim 2000. İyi mi adam Cumhuriyet Bayramı''nda "cumhur"a kazık atmak peşinde. Olmaz böyle şey!

İğneden ipliğe, her türlü mal ve hizmete gelecek olan vergiler de işin cabası.

Vatandaşı "aşevleri"ne muhtaç hale getirecek olan bu bütçe, "istikrar"ın temeline dinamit koymakla eşdeğerdir.

Bizler dişimizden tırnağımızdan artırıp, çocuklarımızın boğazından kesip, en temel ihtiyaçlarımızdan vazgeçelim; devlet de bu birikimlerimizi şuna buna kaptırarak heder etsin!.. Sadece "batık" bankalara ödenen meblağ bile işçi ve memuru "âbâd" eder. Diğer sektörlerdeki usülsüzlük ve yolsuzluklar da işin "artısı".

Bilmiyorum ama, biz millet olarak buna lâyık değiliz. Tek suçumuz siyasilere "oy" vererek başımıza getirmiş olmaktır. Bunun dışında hiçbir suçumuzun olmadığını, olamayacağını Allah (C.C.) da, kulları da bilmektedir.

Vatandaş devlete güven duygusunu kaybetmiş, gelecekten de korkar olmuştur.

Son yıl içerisinde yaşanan intihar olaylarını görüp de "ibret" almamak "gaflet"ten de öte "ihanettir."

Doğu ve Güneydoğu Anadolu kaynıyor. Bir lokma ekmeğe muhtaç bunca insan varken elin oğlu, pardon "yeğeni" üç dört yat birden alıyor. Sonradan görmeliğin en "üst" sınırı da bu olsa gerek.

Meşru çizgide ve "namus"lu bir hayat sürebilmek "zor" olmaktan çıkartılarak "imkân"sız hale getirildi!..