Dünya, yirmibirinci yüzyıla girmeye hazırlansa bile, insanoğlu akıllanmıyor. Tarih bunca felâket ve zûlümle dolu olmasına rağmen, insanoğlu ders almıyor!..
Endülüs''ten Bosna''ya veya Hiroşima''dan Bağdat''a yaşanan binlerce bombalama ve toplu katliâmdan kim, ne fayda gördü?
Halepçe''de beş bin sivilin kimyasal silâhlarla öldürülmesi Saddam''a ne kazandırdı?..
Yine, Gorazde''ye kimyasal silahlar yağdıran Miloşeviç bugün ne durumda?
Saraybosna pazar yerinde, günahsız sivilleri topa tutan Ortodoks Sırplar''dan sonra şimdi sıra Ortodoks Rumlar''da...
Bu nasıl bir kin,
Bu nasıl bir vahşet,
Ve bu nasıl bir insanlıktır?
Saddam''dan Miloşeviç''e kadar yüzlercesini sayabileceğimiz acımasız liderler arasındaki yerini alan Yeltsin, asrın son barbar lideri olarak rekorlara imza atıp tarihe geçecektir.
Çok yazık! Balkanlar''dan sonra şimdi de Kafkaslar Ortodoks kıskacında inliyor... Milyonlarca günahsız insan Slav yayılmacılığı ve Ortodoks kininin kurbanı oluyor.
Osmanlı''nın yıkılışı ile beraber, bölgede bozulan güç dengeleri sebebiyle insanlar acı çekmekte, iltica ve göçlerle çile doldurmaktadır.
İç gailelerle boğuşan Türkiye''nin bölgedeki gelişmelere bigâne kalması acılarımıza tuz biber ekmektedir...
Fazilet Partisi dinci midir,
Merve ajan mıdır,
Türban siyasi simge midir,
MHP ürkek midir,
Ecevit Başbuğ mudur,
Kışlalı''ya kıyanlar provokatör müdür?....
Yahu insafa gelin! Çevremizdeki ateş çemberi daralıyor. Vakit geçiyor, gemi batıyor... Biz hâlâ neredeyiz ve neleri tartışıyoruz!..
5 Şubat 1994 tarihinde kuşatma altındaki Saraybosna''da açlıkla cedelleşen halkın alışveriş yaptığı pazar yerine havan topları yağdıran Sırplar 68 günahsız insanı şehit ederken, hepimizin kanı dondu. Çıldırdık ve sokaklara döküldük.
Bugün (21 Ekim 1999), Ruslar''ın, Grozni''de pazar yerine bombalar yağdırarak en az 140 günahsız insanı şehit etmesine üzülemedik bile!
Ne bir tepki, ne bir gösteri ve ne de bir kınama!.. Gittikçe sıradan materyalist ve arabesk bir toplum haline geliyoruz.
Türkiye''nin bağları, bahçeleri ileri karakolları topa tutulurken; soydaşlarımız, komşularımız, akrabalarımız ve hatta canlarımız Kafkaslar''da ölürken; biz "mezar taşları" kadar hissiz ve tepkisiziz.
Önce vehhabi köktendinci militanlar masalları ve mavalları ile uyutulduk. Şimdi de silâh kaçakçıları ve mafya bühtanları ile...
Mafyanın, tank, top ve teyyare ile avlandığı nerede görülmüştür?
Doğup büyüdükleri ve asırlardır yurt edindikleri Kafkaslar''ı Ortodoks Ruslar''a karşı kahramanca koruyan Çeçen savaşçılarına; terörist, kaçakçı, köktendinci, militan diyenlerin; ağızları kurusa, gözleri kör olsa yeridir.
Biraz dikkatli ve biraz da uyanık olalım. Bindiğimiz dalı kesmekle eşdeğer olan Ortodoks Slav ve bunların yanaşmalarının propaganda ve yalanlarına aldanmayalım!
En azından bu soydaşlarımız için sessiz sessiz ağlayıp dua edelim! Çünkü bizim pençelerimiz budandı, dişlerimiz söküldü ve maalesef sesimiz kısıldı...
"Bari sessizce ağlayıp, dua edelim!"

