Sanki Amerika''ya başkan seçiyoruz demeyiniz. Yirmibirinci yüzyılda görev yapacak yirmibirinci dönem Meclis Başkanını seçmek de az iş değildir. Özellikle bu kritik geçiş döneminde...
Geçiş dönemi dedik de aklımıza geldi. Her nedense bizde bu geçiş dönemleri bir türlü bitmiyor. Lise çağlarındaki 1960''lı yıllar... Kurucu Meclis... Geçiş dönemleri... 1970''te ilk memuriyet yıllarımız, yine bir geçiş dönemi... 1980 sonrası olgunluk çağlarımız, aynı geçiş dönemleri ve tabii Danışma Meclisi çalışmaları... Derken ikibinli yıllara geldik ve artık emeklilik dönemine giriyoruz, hâlâ bu geçiş dönemleri sürüp gidiyor ve bir türlü bitmek bilmiyor!..
Tıpkı Güneydoğudaki olağanüstü hal uygulamaları gibi. İlk olağanüstü hal ilânından bugüne kadar tam onbeş yıl geçmiş... O gün doğan genç kızlarımız şimdi gelinlik çağda, ancak bir türlü olağan hale gelememişiz... Gelme niyetimiz mi? O da ayrı bir konu...
Efendim, nereden nereye demeyiniz! Bütün bunlar birbiriyle çok yakın ilişkideki sosyo-politik hadiseler. Birbirinden ayırmak mümkün değil. Bu bakımdan bizde Başkan seçmek öyle zannedildiği gibi kolay olmuyor...
Salı günü yapılan meclis oylamasında ince hesaplar ve politik taktiklere şahit olduk. Fazilet Partisi öne sürdüğü Yalçıntaş''ı feda ederek, sağla birlikte hareketi tercih etti. Şu anda gerek Somuncuoğlu ve gerekse Akbulut, Gürkan''a oranla muhafazakâr kesimleri tatmin edebilecek isimler ve tercihler.
Ancak dördüncü tur oylamada meselenin bu kadar basit olmadığı görülecektir. Önce teamülü konuşalım. Geçen dönem "teamül"ün köküne kibrit suyu ekilerek, meclisteki en küçük partinin adayı meclise başkan seçilirken sesini yükseltmeyenlerin, bugün söz söylemeye hakları olmadığını düşünüyoruz...
Bu yazıyı kaleme aldığımız sıralarda partilerin meclis başkanı seçimi için yoğun kulis girişimleri içerisinde olduklarını biliyoruz. Bu kulis faaliyetlerinin de gayet normal olduğunu kabul ediyoruz. Ancak Sadi bey faktörünü bir defa daha hatırlatmakta yarar görüyoruz. Sadi Somuncuoğlu Türkiye''de nadir görülen fikir ve muhteva insanıdır. Dürüst, tarafsız ve kararlı kişiliği ile meclis çalışmalarına büyük faydaları olabilecek bir değerdir. Burada Yıldırım beyin hakkını yemek istemiyoruz. Onun da çok faydalı hizmetleri olmuştur. Beşinci kolun ürettiği Akbulut fıkralarının ne kadar yanlış ve taraflı olduğunu bilenlerdeniz. Hele kabzımal müdürü yakıştırmalarının arkasındaki gerçek niyetleri iyi biliyoruz. Fakat bu defa hem hak, hem de sıra Sadi beydedir.
Bunun böyle olduğunu muhakkak ki Yıldırım bey de kabul etmektedir. Tabii parti görüşü ve partilerarası antlaşmalar sebebiyle Yıldırım beyin, Somuncuoğlu adına yarıştan çekilmesi zor ve kendi inisiyatifinde olmayan bir hadisedir.
Şimdi bu oylamada Fazilet Partisi''nin tutumunu görme fırsatı bulacağız. Erkek, ürkek edebiyatıyla hedefe varmaya çalışan Fazilet Partisi''nin, ne ölçüde samimi olduğu görülecektir. Başkan Kutan''ın dediği gibi, birlikte hareket edebilecek 414 milletvekilinin gerçekten mevcut olup olmadığı ortaya çıkacaktır.
DSP''nin ANAP adayı Yıldırım Akbulut''u desteklemesi normaldir. ANAP''ın da bulanık suda balık avlamak istemesini anlayışla karşılamak gerekir. Fakaaat, Fazilet Partisi ve Doğru Yol Partisi''nin samimiyeti bu seçim sonucunda ortaya çıkmış olacaktır.
Gerçi Meclis Başkanlığı seçimi partilerin direkt olarak müdahil olmamaları gereken bir tercihtir. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşadığımız tercih ve oylamalarda olduğu gibi... Bağımsız adaylık mı? Onu bir kalem geçmek gerekir. Çünki ülkemizde hâlâ bağımsız düşünce ve bağımsız davranış normları gelişmemiştir. Velâyet ve vesayet müessesesinin etkileri bütün şiddeti ile devam etmektedir...
Her hâl ve şartta, hayırlı neticeler umduğumuzu belirtmemiz gerekir. Önce Meclise ve sonra da bütün ülkeye huzur ve sağduyunun geleceği günler yakındır!..

