Kaydet
a- | +A

Üç, beş, yedi derken batan bankaların sayısı "on"a ulaştı. Ekonominin nüktedan adamı Sabancı''ya göre bu sayı "yirmi"ye varacak.

Hükûmet düşen enflasyondan, iyiye giden ekonomiden ve tünelin görünen ucundan bahsededursun... Sanırsınız ki bütün bu olaylar başka bir gezegende veya sanal alemde olmaktadır.

Vatandaşın gözünün içine baka baka "yalan" söylemek diye buna denir. Yine sermaye, medya ve siyaset üçlüsü. Şimdilik görünürde ikisi olsa dahi "üçüncüsü"nün eli kulağında çok yakında duyulur.

Yeni ihdas edilen ve bankalara "göz kulak" olması gereken Bankacılık Üst Kurulu sanki "defin" görevlisi gibi.

Nalları dikenlerin son işlemlerini yapan bu kurul, top atılmadan, vatandaşların paraları hortumlanmadan önce elini taşın altına sokmuyor!..

Hayatı ciddiye almayan nüktedan sanayici Sabancı''nın aylar önce verdiği sinyallere gülüp geçenler şimdi kara kara düşünüyor.

Etibank ve Bank Kapital; aslında güçlü gruplara ve şirketlere ait. Ekonomimiz de günlük güneşlik olduğuna göre bu bankaların "topatma" sebepleri nedir?

Biz banka ve finans konularından pek haberdar olamadığımızdan genellikle "uzak" dururuz. Dururuz da yine de olanlar hakkında bilgilenmek isteriz.

Diyelim ki Başbakan''ımız çok yorgun ve meşgul... Başbakan yardımcılarımızın işleri başından aşmış... Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanımız işlerin arasında kaybolmuş... Peki, Maliye Bakanımız neden bu olaylar hakkında bir çift sözetmez!

Kamuoyu açıklama bekliyor. Bu bankalar, bunca zaman mevduat toplayarak vatandaşların varını yoğunu ellerinden aldılar. Bari zamanında müdahale edilerek "zarar"lar önlenemez mi? Önlenir, önlenmesine de; önlemek isteyen kim?

"Çoban isterse tekeden süt sağar" derler. Peki devletin kuruluşu Bankalar Yüksek Kurulu, neden bir çoban kadar olamaz!

Bankacılık Üst Kurulu her iki bankaya "mali durumunuzu düzeltin!" derken; acaba sahip ve ortakların "mali" durumundan mı bahsetmektedir?

Banka, medya ve siyaset ilişkileri "kir"lenen toplumun göstergesidir. İnsanların paraları ve gözyaşları üzerine mutluluk bina etmeye kalkanlar pişman olacaklardır.

Ne var ki bu pişmanlığa kadar geçecek zaman; vatandaşların acılarını dindirmeye yetmeyecektir.

Her on yılda bir yaşadığımız tasarruf sahiplerinin devlet eliyle soyulmasından vazgeçilmelidir. Çekilen psiko-sosyal acılara bir de ekonomi eklenmemelidir!..