Katılım Ortaklık Belgesi adı altında Türkiye''ye yol gösteren "Batı"nın niyetleri anlaşılmıştır. Biz istekli, arzulu ve gayretli oldukça "Batı" yan çiziyor...
İsteklerin tamamı art niyetli olmasa bile; bazılarının mevcut uluslararası antlaşmalar ve hükümranlık haklarımızı hedef aldığı gözlenmektedir. Hele "AB" üyesi ülkelerin tek-tek Türkiye ilişkileri de incelendiğinde ciddi bir samimiyetsizlik ve "cıvgar" olduğu anlaşılıyor.
Önce "ABD"deki Ermeni Soykırım Tasarısını düşünelim! Yüzyıla yaklaşan eski bir husumeti bugün gündeme getirmenin pratik bir faydası olamayacağı malumdur. Buna rağmen Türk ve ABD kamuoyları böyle bir mizansen ile aylarca oyalandı...
Daha tansiyon düşmeden aynı konunun "AB" üyesi bir ülke, Fransa tarafından ele alınmasını iyiniyetle bağdaştırmak mümkün değildir.
Fransız Parlamentosu''nun bunca iş arasında Ermeni soykırım konusunu kabulü bir yana, ele alması bile "sakîl" bir durumdur. Nedeni hepimizce mâlum böyle bir tasarıyı oylamak, gerek "muhteva" ve gerekse "zaman"lama olarak kasıtlı bir yaklaşımdır.
Gelelim "Kıbrıs" meselesine... Bu mesele 1974''lerin değil, 1960''ların meselesidir. Kırk yıllık bir geçmişe sünger çekenler; 1571''den bugüne kadar yaşanan tarihi süreci de yok saymaktadırlar.
Meseleleri parça parça çözümlemek gibi bir imkân varken, birbirlerine iltisakla çözümsüzlük üretmek "akıl" ve "iyiniyet" ölçüleri ile bağdaşmaz.
Burada Yunanistan gerçeğine dikkat etmek gerekir. Son bir yıl içerisinde Yunanistan "PH" ekiplerinin başlatıp büyük bir maharet ve başarıyla icra ettikleri plâna gözatılmalıdır.
Yunanistan, uyguladığı "PH" plânı gereği Avrupa''da oluşmuş "uzlaşmaz" ve "kavgacı" imajını silerken, Türkiye çok saf bir şekilde bu oyuna alet olmuştur.
İşadamlarından sanatçılara, siyasilerden askerlere kadar çok geniş kitleleri içine alan bu Yunan "PH"ı gerçekten etkili olmuş, Türkiye "offside" de olsa kalesinde "gol" görmüştür.
Dışişleri Bakanı Cem''in iş işten geçtikten sonraki çırpınışları "puan" getirmeyecektir.
Hiçbir belge ve somut adıma inhisar etmeyen Türk-Yunan yumuşamaları rakılar ve çığlıklar arasında eriyip gitmiş, şapka alışverişleri kayda geçmediğinden "puan" alınamamıştır.
Bütün bunlardan sonra Avrupa Birliği Ortak Katılım Belgesi''ne giren "Kıbrıs" konusu Türkiye açısından hiç de iyi olmamıştır.
Belgelerde yeralan "talep"lerin takipçileri hazırdır. Ancak gece kulüplerindeki yarı sarhoş barış türküleri; "Kubbede hoş seda" olarak kalacak, takipçileri olmayacaktır.
Dış politika ciddi bir iştir. Sadece Dışişleri''ne bırakılamaz. Tıpkı topyekun harbin sadece silâhlı kuvvetlere terkedilemeyeceği gibi bir bütünlük arzeder!..
İyi teşkil edilmemiş bir orkestranın müzik yerine gürültü üreteceği gibi, bizim mücadele gayretlerimiz de benzer bir durum sergileyecektir.
Dikkat edilirse çeyrek asırdır sulh, sükûn ve huzur içinde yaşayan iki toplum ve iki devletin mevcut olduğu "Kıbrıs" belgelerde yeralırken, yıllardır baskı ve zulüm gören "Batı Trakya"dan, silâh deposu haline getirilen "Ege Adaları"ndan hiç bahis yoktur.
Tilki karganın ağzındaki "Peynir"e göz koymuştur. Uyanık olmak ve Yunan''ın dolmuşuna binmemek gerekir!..

