Türkiye İran münasebetlerinin çok kritik bir döneme girdiği bu günlerde yüreğimize su serpen bir çalışmayı duyurmak istiyoruz.
Osmanlı Araştırmaları Vakfı tarafından yayımlanan, Doç. Dr. Sayın Dalkıran''ın hazırladığı "Ehl-i Sünnet''in Şiî Akidesine Tenkitleri" içeren bu çalışma özellikle siyasi karar beyinlerimiz tarafından dikkatle incelenmelidir.
Bugün İran ve Ortadoğu''da yaşanan terör olaylarıyla, Anadolu Müslümanlığını iltisaklandırmak isteyen art niyetlilere verilebilecek en güzel cevap ancak bu olabilirdi.
Osmanlı Türkü''nün asırlarca siyasi, askeri ve dini rakibi olan İran''ın gerçek niyetleri iyi bilinmedikçe ve genç nesillere lâyıkı ile anlatılmadıkça, bu itikadi kirlenme önlenemez.
Değerli araştırmacı Prof. Dr. Akgündüz''ün kaleminden sızan bu tahlillere dikkat edilmelidir!
Prof. Dr. Akgündüz''e göre; "Türk-İran münasebetlerinde Şiîliğin rolü büyüktür. İslâm''ın erken dönemlerinde teşekkül eden Şia''nın, bugün olduğu gibi özellikle Osmanlı dönemindeki münasebetleri büyük ölçüde etkilediği bir vakıadır. .....
Özellikle onbeşinci yüzyılın sonları ile, onaltıncı yüzyılın başlarında iki devletin arasındaki kanlı muharebelerin görünen sebepleri dinî ve mezhebîdir. ..... İki devletin resmiyette sulh içinde bulunduğu zamanlarda ise; özellikle İran tarafından boş durulmamış ve sürekli Anadolu içlerinde Şiî propagandasına devam edilmiştir..." Bu tarihi gelişim ışığında değerlendirilmesi gereken Türk-İran münasebetlerinin temelinde İran''ın "yayılma"cılığı vardır.
Dün Şia''yı yaymayı millî ve dinî bir hedef gören İran; bugün de "Devrim İhrac Faaliyetleri" adı altında İslam dünyasına hâkim olmak hülyasındadır. Doç. Dr. Dalkıran''ın ehil bir dille yayıma hazırladığı kitap, aslında İran''ın tarih boyu yürüttüğü bölücü ve yıkıcı propagandaların tahlilidir. "Hüsniye" adlı uydurma bir kitapla kitleleri aldatmaya çalışan İran; bugün "Devrim İhracı" safsataları ile İslâm alemini kirletmektedir.
(1839-1909) tarihleri arasında Çorum''da yaşamış Ahmet Fevzi Çorumî son devrin Osmanlı ulemasındandır.
Sadece bu kitap bile Osmanlı dönemi âlimlerinin din ve dünya seadetini sağlama yönündeki gayretlerini anlamaya, öğrenmeye ve kabule yeter bir belgedir.
Gazneli Mahmut''tan Sultan Vahidettin Han''a kadar geçen bin küsur yıllık birikimi yok sayıp, Tahran''dan Kahire''ye, Cidde''den Bingazi''ye kadar kendilerine destek arayanlara; Osmanlı Türk âlimlerini ve müslümanlarını salık veririz. Ahmet Fevzi Çorumî''nin El Feyzü''r-Rabbanî isimli bu eserini Türk bilim hayatına kazandıranları candan kutluyor ve saf ve temiz Anadolu Müslümanlığına dönmemizi tavsiye ediyoruz!..

