Kaydet
a- | +A

Beş Ağustos tarihli gazetelerde yer alan bir haber, hepimizi üzüntüye sevketti. "Kur''an Kursu Yasa''sı onaylandı." Bazen küçük puntolarla verilen haberlerin de büyük etkileri olabiliyor. Tıpkı "ölüm ilanları" gibi... Tam sahife veya küçük bir dipnot olarak verilen "ölüm ilanları" arasında hiçbir etki farkı olmaz. Olamaz! Çünkü önemli olan "zarf değil, mazruf"tur. Sosyal hayatta ihtiyaç duyulan veya yaşanılan her hadiseyi kanunla belirlemek gibi bir ilkel istek şaşırtıcıdır. Hele dünyanın bin beşyüz yıldan beri üzerinde ittifak ettiği bir "semavi kitap"la ilgili kanun çıkartılması; "akıllara seza" bir evvel akıllılıktır. Sevgilerin, nefretlerin inançların, isyanların kanunla belirlenip şekillendirilme isteği "Pagan" dönemlerinin bir alışkanlığıdır. Gece ve gündüzü kanunlarla belirlemek mümkün olamadığı gibi, yaradılıştan mevcut istek ve ihtiyaçları kanunlar yoluyla düzenlemek de mümkün değildir!.. Bir defa, hiç bozulmamış ve kıyamete kadar da bozulmayacak, tahrif edilemeyecek "Kur''an-ı Kerim"i değil; ittifakla kabul edilen muharref "semavi kitaplar"ı bile dünya ölçüleri ve kanunları ile sınırlandırmak uygun bir yaklaşım değildir. İkinci husus da; "Güneş batınca kandiller yanar!" sözü gereği, gerçekler engellenirse hurafeler kol gezer. Bu demektir ki açıkça verilemeyen eğitim şu veya bu şekilde değişik tarzlarda verilmeye çalışılacak, sonuç sadece huzursuz yaşamak olacaktır. Kanunun çıkışına etki eden duygusal ortamı hepimiz biliyoruz. Ancak endişe duyulan ve hatta korkulan "irtica" cehaletin bir sonucudur "irtica" ile mücadele yapılacaksa, bunun yolu "eğitim"den geçer. "Eğitim ve öğretim"i engelleyen istekler ve düzenlemeler hangi gerekçe ile yapılırsa yapılsın mazur görülemez. Hatta "irtica" sebebi sayılır. Bir eğitimci olarak "Kur''an-ı Kerim" öğretimini ileri yaşlara almanın çeşitli olumsuzluklarını sıralamak kolaydır. Zor olan "Yasama" yetkilerini ellerinde bulunduranları ikna etmektir. Önce ilahi emir, yasak ve ihsanlardan teması kesilen insanların huzursuzluğu iyi anlaşılabilmelidir. Sonra da "Kur''an-ı Kerim"e bakmanın bile ibadet olduğu şuuruna erişilmelidir. Hangi yaşta olursa olsun çocukların, gençlerin ve hatta yetişkinlerin "Kur''an-ı Kerim" dahil bütün bilgileri öğrenmeleri teşvik edilmelidir. Öğretilmese dahi, bilim, fen ve sanatla meşguliyet sürat-i intikal ve anlama fonksiyonlarını geliştirir. "Kur''an-ı Kerim" öğrenmenin sayısız yararları vardır. En önemlisi de küçüklerin detaylara olan dikkatlerini arttırır. Sembol ve işaretlerden (somuttan) düşünce ve manaya (soyuta) geçişi kolaylaştıran bu faaliyetin zihinleri geliştirdiği bilinmelidir. Mevcut bilgileri yeni durumlara adapte kolaylığı ve mahareti geliştiren "Kur''an-ı Kerim" eğitiminin faydalarını pedagoglarla tartışmalıyız. Sadece vehim ve ideolojik dogmalarla ulaşılan sonuçlar çok komik olmaktadır. Tabii cumhurbaşkanlığınca onaylanan bir kanun için pek fazla söylenecek bir husus da kalmamıştır. Kanunu hazırlayan, teklif eden, onaylayan velhasıl kanun haline getiren herkes tarih önünde bu çalışmalarının karşılığını ve değerlendirilmesini görecektir. Fani olan insanların yine fani olan bu dünyadaki yargılamaları, baki olan yargılamalara benzeyemez ve benzetilemez. O halde biz de dahil söylenenlere, yazılanlara fazlaca kulak vermeye gerek yoktur. Bu dini, bu kitabı ve bu sistemi koyan, idamesini de üstlenmiştir. Herkes tercihi doğrultusu ve oranında karşılık görecektir.

Ancak Ayvaz Gökdemir Bey''le, Uluç Gürkan Bey arasındaki "Fark"ın farkında olan vatandaşın da bir görüşü vardır. Haydi hayırlısı... "Geçmişten ders almayanlar geleceğe hiç ümit bağlamasınlar!.."