Müthiş felâketin üzerinden altı ay geçti. Binlerce insanımızı kaybettik. Dün şen şakrak geleceğe fal bakanlar, bugün bir dilim ekmeğe muhtaç...
Sevinçler ve acılar ikiz kardeş gibidir. Birini seven, ötekine de katlanır. Ne var ki bu defa acılar sevinçlerimizi bastırıp, gönüllerimizi hüzün ve karamsarlığa boğmuştur.
Tedbirler alınmadı, yardımlar yapılmadı dersek yalan olur. Karınca kaderince herkes birşeyler yaptı. Bundan dolayı da hiç kimseyi kınamıyor, hiç kimseyi ayıplamıyor ve hiç kimseyi itham etmiyoruz.
Ancak ortada bir gerçek var. Binlerce vatandaşımız aç ve açıkta!.. Günde bir kuru ekmek ve kış ortasında bir yazlık çadır vermekle bu çile bitmez.
Hele gördüğünüz gibi mevsim normallerinin de üzerinde seyreden soğuk ve yağışlı hava sebebiyle deprem bölgelerinde hayat giderek tahammül edilmez bir noktaya varmaktadır.
Bugüne kadar büyük bir sabır, metanet ve direnç gösteren bölge halkı kırılma noktasına gelmiştir.
Yirmidört saat aralıksız süren sağanak yağış neticesinde metrekareye altmışbir kilogram yağmur düşmüştür. Bu yağmur altyapısız prefabrike konutlarla çadır kentleri perişan etmiştir. Buna behemehal çare bulunmalıdır!..
Kim ne derse desin netice ortadadır. Ramazan-ı Şerif ve bayrama rağmen; bölge halkına gereken yardımın yapıldığını söyleyebilmek mümkün değildir. Bu mübarek günlerde bile rikkate gelmeyen kalplerimizi zorlamamız gerekir...
Sağlık, eğitim ve diğer sosyal faaliyetlerin sıfır olduğu bu bölgede, hayatta kalabilmek bile her geçen gün zorlaşmaktadır. Biz oyun ve oynaşta olduğumuzdan, meselenin ciddiyetini kavramaktan bile aciz durumdayız.
İki üç genç muhabir ve kemaramanın görüntülediği haberleri seyredip, "Vah, vah çok yazık!" diyerek yalandan geçiştirdiğimiz bu acıların sahibi kendi vatandaşımız, kendi akrabamız veya kendi kardeşlerimizdir.
Bu ölçüdeki vurdumduymazlıklar, toplumdaki büyük erozyon ve çürümenin habercileridir. Böylesine ciddi bir felâkete bigâne kalınması, hiç de hayra alâmet değildir.
Gerçekten "titreyip, kendimize dönme" zamanıdır. Birşeyler yapılacaksa, zaman o zamandır. Yarın toplu ölümlerin bile yaşanması muhtemel olan bu bölgede ağlayıp, ağıt yakmak bize birşey kazandırmayacaktır.
Türkiyemiz zor günler geçiriyor. Bu gerçek ama biz bu zorlukları aşmak ve problemleri çözmek yerine; işleri yokuşa sürmekteyiz!
Sebebi ve mantığı olmayan bu davranışlar sadece depremzedeleri değil, vatandaşlarımızı da çileden çıkartmaktadır.
Çok geç olmadan birşeyler yapmalıyız.
Bu birşeylerin öncüsü de vatandaş olamadığına göre "Devlet" olmalıdır!..

