Kaydet
a- | +A

Bizim yetiştiğimiz dönemler farklıydı. O zamanlar; "Yerli malı Türkün malı..." diyerek üretimi arttırıp, lüks ve yabancı mal tüketimini azaltmak hedefti.

Sonraları "Kalite"nin farkına varan Türkiye, bu sloganlardan vazgeçerek; en "iyi"ye, en "ucuz"a ve tabii en "kalite"liye yöneldi. Belki de doğrusunu yaptı. Şayet "kalite"nin farkına varılmamış olsaydı bugünkü gelişme bile sağlanamayabilinirdi.

Derken, "Vatandaş Türkçe konuş!" sloganı doldu kulaklarımıza... Önceleri azınlıkları hedef alan bu slogan, daha sonra şarkta mahalli lehçeleri kullanan kitleleri de kapsadı.

Bir müddet böyle geçtikten sonra iletişim teknolojisindeki gelişmeler bizim "slogan"larımızı aşarak, diğer dillere ilgiyi arttırdı. Bu ilginin artmasında dış desteklerin de rolü olmadı değil. Ancak asıl ihtiyaç aidiyet duygularından kaynaklandı.

Hoş biz "Vatandaş Türkçe konuş!" diye avaz avaz yırtınırken, birileri çok teknik yöntemlerle "Türkçe"mizin içini oymuştu. Ama olsun! Ne de olsa Türkçe, Türkçedir deyip; sahip çıkmaya çalıştık.

Liderler zirvesi liderler doruğu, milli takımımız ulusal takım, imkân ve kabiliyetlerimiz olanak ve yeteneklerimiz haline dönüşürken, aslında biz bir "azınlık" dili oluşturduk.

Şu anda eğitimden sağlığa, hukuktan teknolojiye, hemen her alanda yaşanan kavram ve değer kargaşasının farkına bile varamadık.

Üst sistem sayılacak olan ana dil "Türkçe"miz, içten içe çökertilince kaçınılmaz olarak alt sistem dilleri ilgi ve güç kazandı. Sonuçta Türkçe''nin dışındaki diller hem moda, hem de kolay anlaşma aracı haline dönüştüler.

Şimdi daha yeni bir akım başladı. Dün Kürtçeye savaş ilân edenler bugün "U" dönüşle tam aksini savunur oldular!..

"Dün dündür!" doğru. Bunun aksini iddia etmek mümkün de değildir. Ne var ki bir de hepimizin bildiği "tutarlı"lık vardır. Siz iddia ve plânlarınızda "tutarlı" olamazsanız, o takdirde inandırıcılığınızı kaybedersiniz.

Şimdi ne yapalım? Kürtçeyi ayaklarından tavana asalım. Farsça ve Arapçayı yok sayalım. Boşnakça ve Çeçenceye harp ilân edelim. Peki Rumca, İbranice ve Ermeniceyi ne edelim? Onları da hudut harici edelim de kurtulalım.

İkiyüz yıllık tarihi ve yetmişiki buçuk milletin karışımı ile ortaya çıkan "ABD" bu işi gayet güzel çözmüş. İsviçre''de üç dil konuşuluyor. Malezya tam bir mozaik. Hele avuç içi kadar olan Singapur''da her renk, dil ve ırk cümbüş halinde...

Ancaaak, bu saydığımız ülkelerin fert başına düşen milli gelirleri var ki bizim ekonomistlerimizin dudaklarını uçuklatır.

"Yasaklar"la bir yere varılmaz. İnsanları dilleri, dinleri, renkleri ve düşünceleri ile tasnife kalkışmak meseleyi baştan kaybetmektir.

Siz gelin güzel "Türkçe"mizi bir dünya dili yapalım. Üst sisteminiz güçlü olursa, alt sistemler kaçınılmaz olarak ona tâbi olurlar.

Gelin Amerika''yı yeniden keşfe çıkmayıp, Amerika''da yaşamaya çalışalım!..