Türkiye yeni bir felâketle sarsıldı. Bu defa 7.2 şiddetindeki deprem, ülke ufuklarına kâbus gibi çöktü.
Çok şükür geçen defa yaşadığımız kaos ve kargaşa, bu defa büyük ölçüde azalmış, yerini akıl ve organizasyona bırakmıştır.
Hiç şüphe yok ki 17 Ağustos felâketinden; başta Çankaya olmak üzere, hükümet ve ilgili kuruluşlar hayli ders almış...
Medya ve kamuoyunun tenkitleri bu defa yaşanmıyor. ''Alıştık da ondan'' denebilir. Ama hayır gerçekten ders alınmış.
Demek ki hiç kimsenin ''Devlet''e karşı bir husumeti yok. Aksine muhabbet ve beklentileri çok!
Asrın son günlerinde büyük felâketler yaşıyor ve dayanılmaz acılar çekiyoruz. İşin en acı tarafı da yığınlar çaresiz ve savunmasız!..
"Biz demiştik!" ukalalığının hiç gereği yok. Sadece söylemek yetmez. Tedbir ve çare de göstermek gerekir. Şu anda ve yakın bir gelecekte ''çare'' gözlenmiyor. Aksine telâş ve endişe pompalanıyor.
Yılların ihmaliyle ortaya çıkan zaafların tamiri ne mümkün? Hele ''Depremle yaşamaya alışmalıyız'' sloganı insanlarımızı çileden çıkartıyor.
Hangi altyapı,
Hangi erken ikaz,
Hangi organizasyon ve
Hangi mantalite ile;
Birlikte yaşayacağız?
İnsanın ağzından çıkanı kulağının duyması gerekir. Bu tür pratiği olmayan muhabbetlerle içimizi karartmanın bir gereği yok.
Sen devlet olarak, belediye olarak, afet işleri olarak sığınaklar yaparsın. Belli açık alanları çadırlar ve kolaylık tesisleriyle donatırsın. Sonra da vatandaş gider bu emniyetli alanlara sığınır.
Şimdi sığınacak dal mı var? Çaresiz insanlar serseri mayın misali saatler, hatta günlerce arabalarda, bahçelerde ve parklarda dolaşıyor.
Sonra? Sonrası yok! Yine dönüp dolaşıp evlere giriliyor. Evlerin ne ölçüde güvenli olduğu hepimizce malum veya meçhul. İkisi de aynı kapıya çıkar.
İşin psikolojik boyutu giderek büyüyor. Sadece çocuklar ve gençlerde değil, yetişkinlerde de ''deprem fobisi'' hat safhada. Medya sadece deprem görüntüleri vererek bu zaafı istismar ediyor.
Psikologlar, sosyologlar, din adamları ekranlara davet edilip millete moral, güven ve dayanma gücü aşılanmalıdır.
Hepimizi bir deprem uzmanı yapmaya yönelik yayınlara son verilmelidir. Bu tür yayınlar endişe ve gelecek korkusu doğurmaktadır. Bu bilgileri bilim adamları kendilerine saklayıp, vatandaşa gereken bilgiler ve ikazlar ulaştırılmalıdır.
Yangına körükle gitmenin hiçbir faydası yoktur. Konuyu psiko-sosyal boyutlara çekmek gerekir. Teknik ve maddi bilgilerin halka hiçbir yararı yoktur.
7.4 yetti mi, yetmedi mi bilmiyoruz! Ancak işin gerçeği; biraz da metafizik yöne ağırlık verilirse iyi olacaktır.
Maddi tedbirlerin ''sıfır''la#da seyrettiği ortadadır. Hiç olmazsa moral ve manevi destek sağlayıcı; "manevi boyut" takviye edilmelidir.
İnsanoğlunu çaresiz bırakan bu felaketler karşısında "Allah''a c.c." sığınmaktan ve af dilemekten başka bir yol yok!
Kısacası pişman olup kendimize, kendi öz değerlerimize dönmekten başka çare görülmüyor!..

