Cumhuriyetle yaşdaş, rejimin bekçisi ve ilkelerin yılmaz savunucusu CHP, seçim sandığına çarparak battı... Tıpkı batmaz denilen Titanik gibi... Deniz bitince, sandallara binen CHP''liler son kurultaylarını da skandallarla noktaladılar. CHP''nin baraja takılması, sendelemesi ve sallanması beklenen rejim açısından hiçbir sıkıntı da yok. Hani derler ya; "Mahkeme kadıya mülk değil!" diye. Tıpkı bunun gibi parlamento ve rejim de CHP''nin mülkü değil.
Bu kadar çok başkan adayının mevzilendiği bir parti için, bugünlere gelebilmek bile bir başarı... Kızılderililerden çok şeflere sahip olan CHP''nin kurultay öncesi de, sonrası gibi skandallarla dolu.
Toplumsal talepten kopuk, ülke ve milletin meselelerinden bîhaber, yamalı bohça haline gelmiş bir CHP''nin, parlamentoda hangi siyasi görüşü temsil edeceği bile belli değil. CHP, siyasi birikimini halkın istek ve ihtiyaçları istikametinde kullanmak yerine, entrika üretmeyi tercih etti... Ülke meselelerine çözüm getirmek yerine, kriz üretti... Durgun ve uygun bir iklimde birlikte yaşamak yerine, fırtınalar estirdi... Neticede de, bu fırtınalı ''deniz''de CHP; Titanik misali Deniz''in karanlıklarına gömüldü.
Rahmetli Başbuğ''un vefatını takip eden MHP kongresinde uçuşan sandalyeleri ağızlarına pelesenk edenler, şimdi aynı ayıpla yüz yüze kaldılar. Etme bulma dünyası...
Deniz''in fırtına sebebiyle kurultaya bile girememesi, Türk siyasi tarihine geçecek bir negatif hadisedir. Parti yönetiminde zaaf gösteren bu kadroların ülke yönetimine talip olmaları ise ayrı bir olumsuzluk!..
Ne olduğu bile halen meçhul bir sol düşünce içerisine hapsolan CHP, yirmibirinci yüzyılın kriterlerine dayanamadı ve battı...
Liberal düşüncenin başıboşluk temsilcisi Riki Martin kopyalarının sol düşünce içerisindeki yeri hâlâ anlaşılamamıştır. Dar kalıplar ve biçilmiş şablonlar içine hapsolan bir siyasi hareketin istikbâli de olamazdı...
Seçim yenilgisinin acılarını dindirmek için yola çıkanlar, Kurultay''daki davranışları ile yeni acılara davetiye çıkarttılar. Korkan parti meclisi listeleri ile huzura dinamit koydular.
Antidemokratik totaliter düşüncelerin demokrasi ile bağdaşmayacağı bir defa daha görülmüş oldu. Genel Sekreter Adnan Keskin''in ortaya koyduğu korsan liste ise CHP''nin gerçek iç yapısının bir yansımasıydı.
Deniz bitmiş, CHP un ufak olmuştur. Bu seçimden ve seçim sonrası olağanüstü Kurultay''dan; ortaya çıkan durum tam bir skandaldır.
DSP ve Ecevit, aynı topun kumaşı olmakla öğündüğü CHP''den ders almalıdır. Toplumsal talebe cevap vermeyen derme-çatma teşkilât(ların) siyasi temsil hakları olamaz.
Kısacası Deniz bittiii!.. Herkes sandallara, pardon skandallara!..

