Türkiye''de birşeyler oluyor. Olanların ekranlara tam yansıdığı da söylenemez. Hatıralara dönüşmesi için geçecek zaman düşünülürse; o günlere "kim öle, kim kala!.."
Dikkat edilirse yeni bir dönemin kapısı aralanmaktadır. Kısa sürede bu kapının ardına kadar açılması zordur.
Yavaş yavaş gerçekleşecek olan bu açılmanın ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini umuyoruz.
Ummak, beklemek ve iyiliklerle karşılaşmak için dua etmek çok iyi... İyi de yine de bazı şeylerin yapılmasının gerektiği ortadadır.
Liderler ve meclis kendi üzerlerine düşen görevleri yapmışlardır. Bundan hiç kimsenin kuşkusu yok!
Ancak onuncu Cumhurbaşkanı''nın seçim öncesi tesbitinden, Somuncuoğlu''nun adaylığının engellenmesine, hatta Yıldırım Akbulut''un adaylıktan çekilmesine kadar yaşananlar zihinleri bulandırmaktadır.
Sezer''in Cumhurbaşkanlığını yeni bir değişimin "müjde"si gibi görenler olacaktır. Hele Afyon''da atılan yirmibir pare topun da bir manası olacağı düşünülürse; göstergelerin müsbet olduğu da söylenebilir.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Başkanlarının son iki yılda ortaya koydukları fikirler ve performans, önceki yıllardan hayli farklı olmuştur. Bu farklılık kişilerden çok ihtiyaçlardan kaynaklanmış ve oldukça taraftar da bulmuştur.
Her iki yüksek mahkeme başkanının fikir ve söylemleri aykırılık sergilemiş olsa bile, çeşitli mahfellerden destek görmüştür.
Dahası; üç beş yıl önce söylenmesi halinde insanları ipe götürebilecek sözler, bu kimseleri Cumhurbaşkanı adaylığına, hatta Çankaya''ya taşımıştır.
Türkiye''nin değişime açılıma ve atılıma ihtiyacı olduğu bir gerçek. Dün İsrail ile ilişkilerin gelişmesine imza atanlara benzer yöntemlerle bugün iç barışın sağlanabilmesi hedeflenmiştir.
Mesele huzur ve istikrarın temin edilebilmesidir. Kimin hangi usullerle ve de nasıl temin ettiği ve/veya edeceği pek fazla önem taşımamaktadır.
Gereken hukukî ve yapısal değişiklikler için uygun rüzgarlar esmektedir. Hazır böyle bir fırsat elimizdeyken ve önümüzde "yedi uzun yıl" varken; şimdi "beş artı beş"i, gündeme getirelim.
Siyasi partiler kanunundan seçim kanununa, çerçeve kanunlardan Anayasa''ya kadar bütün değişikliklere"start" verilmelidir.
Şahsiyât öne çıkmadan, samimi dilekler terennüm edilerek bu değişikliklerin kendi rızamızla gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.
Şu veya bu şekilde iç veya dış dayatma ile yapılması ve yaptırılması muhtemel değişimleri yapmakta acele edelim! Edelim de;
"Erkeklik bizde kalsın!.."

