Her ülke ve toplumun kendine has "norm"ları mevcut olup, birbirinden hayli farklıdır. Bu farklılık tarih boyu yaşanan tecrübelerden ve edinilen birikimlerden kaynaklanmaktadır.
Türk tarihi, Türk kültürü ve Türk töresi; Türk "Devlet"ine ayrı ve olağanüstü bir "statü" vermiştir.
Bu "statü"ye göre vatandaş-Devlet ilişkilerinde "amir-memur" veya "teba" anlayışından çok; "baba-evlât" ilişkileri gözlenir.
Zaten insanlarımızı "Devlet ebed müddet" anlayışına sevkeden fedâkârlığın temelinde bu müsbet ilişki saklıdır. Bu durum "dün" böyleydi, "bugün" de böyledir. Şüphesiz "yarın" da böyle olacaktır.
Son zamanlarda Devlet-vatandaş ilişkilerinde iplerin gerildiğine aldanmayınız. Türk toplumu, Türk kültürü ve Türk töresine "yabancı" kalmış bir "güruh"un taşkınlıkları bizleri yanıltmasın.
"Eşyanın tabiatı"na aykırı davranışların geçici olduğu ve zaman içerisinde "baba-evlât" muhabbetinin yeniden filizleneceğine inancımız tamdır.
"Vatan sevgi"si imandandır.
"Devlet sevgi"si ahlâktandır.
"Millet sevgi"si töredendir.
"Bayrak sevgi"si doğuştandır.
Biz bunların hiçbirisinden vazgeçemeyiz. "Sel gider, kum kalır derler." Bunların hepsi geçer ve yapılan yanlışlıklar tamir edilir. "Et ve tırnak" gibi olan, "Devlet ve vatandaş" arasındaki bu deve dikenleri zamanla kurur ve tükenirler.
Zulüm ve haksızlığın ilelebet payidar olduğu görülmemiştir. Bu kanun dışı, "Keyfi" uygulamalar da bitecek; arzuladığımız hür ve müreffeh Türkiye oluşacaktır.
Devlet ve millet arasına "nifak" sokanlar her dönemde vardı... Bundan sonra da olacaklardır. Tıpkı baba ve evlât arasına girerek "parsa" toplamak isteyenlerin olduğu ve olacağı gibi...
"Kitap"ta yazılanlarla, "uygulama"da olanlar arasında bazen bu tür "tenakuz"lar yaşanır. Hak ve hürriyetler geçici olarak "raf"a kaldırılır. Ancak bu durum hiçbir zaman sürekli olamaz!..
Ülke ve milletimiz "sıkıntı"lı bir dönem geçirmektedir. İçeride ve dışarıda bizimle uğraşanlar vardır ve olacaktır. Ancak biz bu "oyun"a gelmemeliyiz. Birbirimize kenetlenerek, bu "sıkıntı"lı dönemi aşmalıyız. Tıpkı öncekileri aştığımız gibi...
Bazı "şaşkın"ların esen rüzgarlara göre yol almasına aldanmayınız. Bu milletin dini, imanı, ahlâk ve kültürü bazılarının zannettiğinden de daha "kavi" ve "kök"lüdür.
Bizim "Dinimiz"den,
Bizim "İmanımız"dan
Bizim "Ahlâkımız"dan
Bizim "Töremiz"den
Düşmanlarımız bile zarar değil; "fayda" görmüştür. Nerede kaldı ki, kendi ülkemiz, kendi toplumumuz ve kendi kendimiz zarar görelim!
Bu "çarpık"lığın kaynağı ve müsebbibi devlet ve milletimiz değildir ve olamaz! İçimize sızan zararlı unsurların sebep olduğu bu olumsuz durum "geçici"dir.
Dedik ya; bizde "Devlet-millet" ilişkisi hiçbir ülke ve topluma benzemez. Tıpkı "baba-evlât" ilişkisi gibi; olumlu, uyumlu ve kalıcıdır.
Çok değil, kısa bir süre sonra bu yapılanlar son bulacak; yapanlar, yaptıklarından "utanç" duyacaklardır.

