Kaydet
a- | +A

Tezkere için gün sayan askerler gibi öğrenciler de tatili iple çekiyor... Türkiye''nin birçok problemi vardır. Ancak eğitim ve öğretim konusu önceliklidir.

1998-1999 eğitim yılını geride bırakıyoruz. Bu yılın ciddi bir analizi yapılmadan ideolojik inatlarda ısrar edildiği takdirde, önümüzdeki yıllar, bize bugünleri aratacaktır.

"Soluksuz Eğitim" adı altındaki zorlamalar, sistemi içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Çalındığı iddia edilen sorular, iptal edilen sınavlar ve eğitim hakları engellenen öğrenciler de dikkate alındığında; sadece ilk ve ortaöğretim değil, yüksek öğretim de can çekişmektedir.

Bakanlığın "Gün doldurma" endişesi ile sürdürdüğü eğitim, gençleri bunaltmış, aileleri huzursuz etmiştir.

Yirmibirinci asırda daha iyi bir eğitim ve öğretim beklentileri maalesef hüsrana dönüşmüştür.

Sekiz yıllık soluksuz eğitim verdiğini iddia eden Milli Eğitim Bakanlığı; "Takkesini önüne koyup düşünmek zorundadır."

Bir istikbal olması düşünülen, beklenilen eğitim ve öğretim sadece gençlerimiz için değil, velilerimiz için de bir külfet haline gelmiştir.

Plânsız, programsız ve amaçsız bir şekilde "Har vurulup, harman savrulan" sınırlı kaynaklarımıza endişe duymamak mümkün değildir.

Nice imkânlar, nice insanlar bir inat uğruna feda edilmektedir. Eğitimde madde ön plâna çıkartılarak, mâna zedelenmekte, insanlar küstürülmektedir.

Önümüzdeki tatil döneminin çok iyi değerlendirilerek, gelecek yıl "adam gibi eğitim" yapabilme çareleri bulunmalıdır.

Eğitimden elde ettiğimiz ürünler bizi muasır milletler seviyesine ulaştıramamış, aksine "kimlik sorunu" olan nesiller sebebiyle boşluklar doğmuştur.

Dün Hakanlar, Sultanlar, Mevlânalar, Sinanlar yetiştiren bir millet bugün dışa avuç açar hale gelmiştir. Mazi, hâl ve istikbâl arasında bocalayan sadece gençler değildir. Ülke çapındaki sıkıntılara çare olabilecek beyinler yetiştirilmelidir.

Çeşitli bahanelerle eğitim sisteminden dışlanan manevi boyutlar sebebiyle insanlar tatminsizlik içine düşmekte, bulduğu ile yetinen kanaatkâr nesiller yerine, kavuştuklarına şükretmeyen kitleler oluşmuştur.

Her şeyi bu kısa süreli "dünya hayatı" ile izaha çalıştığımızdan, günübirlik hedefler ve faydalarla yetinilmektedir. Mâna boyutundan kopuk nesillerin özgüvenleri kaybolmakta, yabancı fikir ve kültürlerin oyuncağı olunmaktadır.

Bugün yaşadığımız dünyayı özetleyecek olursak büyük bir çoğunluk;

Dünya sevgisini amaç haline getirerek, ahiret hayatını unutmuş ve çaresizliğe düşmüştür.

Yine mal, mülk, mevki ve para sevdası insanların hayatında ideal haline gelmiş, bütün bu nimetlerin ahirette hesabı olacağı unutulmuştur.

Köşkler, saraylar ve lüks içindeki hayatın geçici olduğu hatırlanmamakta, herkesin son yolculuğuna çıktığı kabir hayatı unutulmaktadır.

Alkol, kumar, uyuşturucu, faiz, porno vb. davranışlara müptelâ olanların sayısı her geçen gün artmakta, tövbe etmek hiç akla bile gelmemektedir.

Kısacası insanlar halkın değerlendirmeleri istikametinde bir hayat sürerken, "Halık"ın yani Yaradanımızın rızasının kazanılması gündemden düşürülmektedir.

Eğitim ve öğretim faaliyetleri ve hedefleri sadece madde ile sınırlandığında, mâna unutulmakta böylece huzur ve refaha ulaşılması da mümkün olamamaktadır.

Daha iyi ve huzurlu bir gelecek için eğitimi ideolojiye terketmekten dikkatle kaçınmamız gerekmektedir.