Kaydet
a- | +A

Vaziyet nasıl? Diye sorduklarımızın büyük bir bölümü karamsar. Sokaktaki adam bize "gösterge" olmaz derseniz, o takdirde de ekonomik verilere bir göz atınız!

Sizce vaziyet nasıl? Önünüzü görebiliyor ve geleceğinizi plânlayabiliyor musunuz? Cevabınız "evet!" ise mesele yok!..

Cevabınız "hayır" ise takkeyi önümüze koyup, düşünmenin zamanıdır.

Sakın "daha erken" demeyiniz. Bu hükümet bir yılını tamamladı ve hâlâ dişe dokunur bir icraat sergileyemedi...

Türkiye "ajan"lar ve "çete"lerin istilâsına uğramış da haberimiz yok!

İnsanları tavuk boğazlar gibi boğazlayan sapıkların kol gezdiği bir ülke haline gelmişiz. Buna karşı alınmış ciddi ve kalıcı bir tedbir de yok!

Enflasyon derseniz, hak getire... Bir sözün diğerini tutmadığı açıklamalarla gün kurtarılıyor. Yarın "dedim, dedin" tartışmaları ile iş geçiştirilecektir.

Eğitim ve öğretim can çekişiyor. Büyük ümitler bağlanan "soluksuz" eğitim tam bir fiyasko!..

İmam Hatip liselerini hedef alan gayri kanuni ve gayri ahlâki uygulamalar; "meslek eğitimi"ni felç etti.

Yıllar süren gayretler sonucunda tam meyvelerin toplanacağı dönemde bütün meslek liselerine "satır" atıldı.

Şimdi küçük oranda hissedilen ara kademe eleman eksikliği, önümüzdeki yıllarda had safhaya varacaktır.

Özellikle sanayi sektörünü etkileyecek olan bu sonuçtan ülke ve millet zarar görecektir.

Yaklaşan üniversite sınavları sebebiyle milyonlarca aile diken üzerinde.

İkiden, bire indirilen üniversite sınavları kime ne kazandırmıştır?

Başarısızlıkları tescil edilmiş kadroların yeniden işbaşına getirilmesi yolsuzluk, usulsüzlük ve dayatmaların gerekçesi olmuştur.

Elimizde olan ve düzeltilmesi mümkün olan hadiselere dahlimiz olmaz ve çözüm bulamazken; bir de başımıza gelen tabii âfet ve felâketler bizi hayli hırpaladı.

Depremden su baskınına, terörden trafiğe kadar başımıza çöken felâketlere akıllı uslu bir tedbir alındığı da yok!..

Bir yılın dolmasına bir ay kala depremzedeler hâlâ perişan... Kalıcı konutlar adına "kalan" işlere yanmamak elde değil.

Kamu kuruluşları dinlenme tesislerinden yavaş yavaş kovulan depremzedelerle ilgilenen de kalmadı.

Çeşitli sebeplerle küstürülen hayır sahipleri de çaresiz.

Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu (Sosyal Hizmetler) Türk Hava Kurumu gibi kuruluşların da mahkemelerce sabit görülen yolsuzlukları insanlarımızı bezdirmektedir.

Şimdi de "eğri oturup, doğru konuşalım!"

Sizce; işler ne merkezde! Cevabınız, "iyi" ise mesele yok. Peki ya aksi için bir tedbir var mı?..