Anayasa ve çerçeve kanunlara kısaca göz atan bir kimse ''Devlet''in yapısı ve işleyişini kolayca anlar.
Az buçuk mürekkep yalamış ve devlet ûmûru görmüş olanlar ise ''Devlet'' mimarisinin durumunu gayet iyi bilirler.
Hal böyle iken Türkiye''de yetki gaspları ve usulsüz uygulamalar gırla gidiyor. Devlet teamülü, hiyerarşisi ve işleyişi bir tarafa bırakılarak at koşturuluyor.
Geçenlerde koalisyon ortağı bir partinin genel başkanı, coştu, gürledi ve yağdı!..
"Devlet birtakım işlerin üstünü örtemez" diyen bu ''lider''in; deve mi, kuş mu olduğu belli değil.
Şayet iktidar ortağı bir partiye mensup isen; ''yürütme''ye bizatihi ortaksın demektir. Parlamento''da görev yaptığına göre de ''yasama''nın bir parçası demeksin. O halde bu ''tafra'' niye ve kime?
Davulun kayışını omuzuna almamakta ısrarlı, ancak tokmağını da bir türlü elinden bırakmayan bu liderimiz; hem ''hükümeti'' hem de ''Devlet''i aşındırmaktadır.
Bizim ''Devlet''ten kastımız da Sn. Bahçeli değil, mevhum olan ''Devlet''tir.
İş bununla da kalmadı. Belli periyotlarda sıradışı açıklamalar yapmayı itiyat haline getiren bu liderimiz devamla:
"Velev ki suçlu bile olsa, devlete karşı silâhlı mukavemet yapmadıkça, devletin güvenlik kuvvetleri Adana''da olduğu gibi insanları öldüremeyecek!.." demektedir.
İyi de adama sormazlar mı, ne zaman diye? Öyle ya; sen iktidardasın ve kolluk kuvvetleri ''Yürütme''nin emrinde görev yapıyor. Bu açıklamanın maddi ve manevi rahatlatıcı, çözüm üretici hiçbir yanı yoktur.
Daha bitmedi. İktidar mı, muhalefet mi olduğu belli olmayan bu parti başkanımız bastırıyor.
"Velev ki suçlu bile olsa, İskenderun''da olduğu gibi kızların ırzına tasallut edip, işkence yapamayacak" açıklamasıyla, yangına benzin dökmeye devam ediyor.
Bir defa her iki konu da ''yargı''ya intikal etmiş iddialar. Hele ikinci husus, halen hazırlık soruşturmasında bir konu... Kaldı ki ''yürütme'' de görevli siyasiler ''şikayet'' değil; ''çözüm'' üretmekle yükümlüdürler.
İş bu kadarla kalsa neyse. Basına açık parti grup toplantısında da İçişleri Bakan''ı Tantan''a;
"Adana''daki yargısız infaz ve İskenderun''daki işkence olaylarının sorumlularının bulunması talimatı"nı veriyor...
İşte şimdi olmadı. Sn. Tantan ANAP''a mensup bir parlamenter olmakla birlikte, bakan nasbedildikten sonra, kabinede görevli ''hükmi şahsiyeti'' ile ilgili emir ve talimatları verebilecek merci bellidir.
Kabinede görev alan Bakanlar''ın partileri ile ilişkileri görev aldıkları konuları kapsamadığı gibi, parti başkanlarının bu tür emir ve talimat vermeleri hukuk ve teamül açısından mümkün değildir.
Şayet bu tür bir ihtiyaç doğarsa ''yürütme''nin başı Başbakan''a ve/veya başbakan yardımcısına müracaat edilmesi en basit politik nezaket gereğidir.
Yanlış anlaşılmasın biz burada ''işkence ve insan hakları ihlâlleri''ni savunmuyoruz. Bizim belirtmek istediğimiz ''Devlet''in yapı ve işleyişi ile ilgili temel kurallardır.
Bu tür ucuz politikalar ve ortaşark entrikaları ile siyaset yapılmasının zararları ortadadır.
Geliniz hep birlikte kitaba ve kanuna uyalım. Aksi halde ''Devlet'' de Millet'' de zarar görür!..

