Müflis tüccarlar eski defterlere müracaat ile çıkış ararlar. Tıpkı bunun gibi icraatta yaya kalan elliyedinci hükümet de eski defterlere dönüyor...
Koalisyon ortaklarını bu tür bir hesaplaşmaya iten sebebi anlayabilmek zordur. Ancak her haliyle huzuru hedef alan böyle bir davranış tasvip edilemez.
Aradan yirmi yıl geçtikten sonra, değişen ve gelişen şartlardan güç alarak geçmiş yönetimlerin yargılanması isteğinin sakatlığı ortadadır.
Bugün mecliste rahat rahat parmak kaldırabilenlerin ulaştığı bu demokratik ortamın temelinde 12 Eylül vardır.
O günleri hatırlayanlar iyi bilir Türkiye''nin sağ ve sol denilen iki ayrı kampa bölündüğü, bu kampların yüzlerce fraksiyondan oluştuğu bir çatışma ortamından geçtik.
Taksim''de, Kızılay''da, Alsancak''ta rahat yürüyemediğimiz tedirgin günler haftalar ve yıllar geride kaldı. Kaldı da ülke ve milletimize huzur getiren 12 Eylül nasıl unutuldu?..
Türkiye''de hep böyle olmuştur. Ordunun yasalar gereği huzur ve asayiş sağlama görevi sol kesimlerce istismar edilir. Önceleri teşvik edilen müdahale daha sonra yargılanmaya çalışılır.
Tıpkı bugün yaşananlara benzer şekilde, silâhlı kuvvetleri politikaya çekmeye uğraşanlar; yarın aynı silâhlı kuvetleri yargılayabilmek için ayaklanacaklardır.
Dikkat edilirse 1920 ve 23 anayasaları o dönemin asker sivil entelektüellerince hazırlanmış, halkın istek ve beklentilerine iltifat edilmemiştir.
Buna rağmen 1923 Anayasası''nın savunması demokrat partililerce yapılmış, 1960 müdahalesine kadar büyük demokratik mücadele verilmiştir.
Silâhlı kuvvetleri politikaya çekerek emellerine alet edenlerin oluşturduğu 1961 anayasasını savunmak da Demirel ve Adalet Partililere kalmıştı..
12 Eyüll 1980 müdahalesi de sözümona Türk aydınlarının fikri bazda kalması gereken mücadelelerinin sokağa dökülmesiyle ortaya çıkmıştır.
Gerçek manada bir iç savaşın yaşandığı 1980 ve öncesi dönemde eğitim ve öğretim durmuş, ekonomi kilitlenmiş ve Türkiye iç harp tehlikesi ile yüzyüze kalmıştı...
12 Eylül müdahalesi Türkiye''yi büyük bir badireden kurtarmış, Milli Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi çalışmaları ile devlet yeniden yapılanma fırsatı yakalamıştır.
O kritik dönemde kendilerini ortaya koyarak gerekli yasal düzenlemeyi gerçekleştiren kadroları büyük bir coşku ile alkışlayanlar; şimdi yargılamak istemektedir.
12 Eylül sıradan bir müdahale değil, devletin yeniden yapılanma hareketidir.
12 Eylül ikbal ve istikbal bekleyenlerin değil, vatan sevgisi ile dolu kadroların devlete sahip çıkma mücadelesidir.
12 Eylül bir iç çatışma ve çöküşün yaşandığı karanlık günlerin aydınlığa dönüştürüldüğü çalışmalardır.
O dönemin gereği olarak düzenlenen hukukî mevzuatın değiştirilip, yenilenmesi ayrı bir konu, yargılama isteği ise apayrı bir konudur
Parlamento "Müflis tüccar" düşünce ve yaklaşımlarına itibar etmemeli, ülke ve milletimizi kaosa sürüklememelidir.
Her fikir, her düşünce ve her hareket kendi şartlarında değerlendirilmelidir!..

